28 Eylül 2013 Cumartesi

7 Uzmana 7 Soruyla Uluslararası İstanbul Bienali

Dosya Danışmanı Beral Madra 

Artam Global Art & Design Dergisi 

Süreli sergiler arasında dünyada yaygın olarak devam eden, sanatsal içeriği kadar şehrin kendisinin de tanınmasında önemli rol oynayan bienaller, şehrin kültürel zeminini, tarih- sel geçmişini ve kozmopolitliğini yansıtması açısından da şüphesiz büyük önem taşır. Bie- naller sadece alanında uzman veya sanatla ilgilenen kişilerin değil, alıcıların ve art dealer’la- rın da en çok takip ettiği etkinliktir. İlki 1987’de Uluslararası İstanbul Çağdaş Sanat Sergileri adıyla gerçekleşen, Uluslararası İstanbul Bienali’nin 13.’sü 14 Eylül-20 Ekim tarihleri arasında düzenleniyor. Bu yıl kavramsal çerçevesi ile pek çok tartışmaya neden olan bienalin 26 yıllık geçmişine bir bakış attık. Türkiye’de alanlarında tanınmış 7 uzmana 13. İstanbul Bienali’nin geçmişi, önemi, modeli ve Türk sanat dünyasına etkisi üzerine 7 soru sorduk. Bu isimler; küratör ve öğretim üyesi Marcus Graf, sanatçı ve öğretim üyesi İnsel İnal, Okan Üniversitesi Sanat ve Tasarım Yönetimi Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr Nusret Polat, bağımsız küratör Fatoş Üstek, yazar Zeynep Yasa Yaman, yazar, araştırmacı ve sanatçı Emre Zeytinoğlu ve bağımsız küratör Derya Yücel. Tıklayınız.

8 Eylül 2013 Pazar




ZEMBEREK SANAT ETKİNLİĞİ 



NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ’NDE

Açıkalan Sanat Kolektifi (ASK)’nin düzenlediği “Zemberek” başlıklı sergi ve atölyeler dizisi, 8-22 Eylül tarihleri arasında Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde görülebilir.

Sergide; bireyin tanıklıkları üzerinden; iktidar mekanizmasının yarattığı kimlik tanımları, kültürel şiddet ve görsel hafıza gibi kavramlar sorunsallaştırılıyor. Kentin kaotik yapısı için kamusal alanı yeniden tanımlayan Zemberek Sergisi, toplumsal hareketlerin, iktidar yapısının eleştirilemez gücüne karşı ürettiği söylem ve eylemlere yeni bir bakış açısı sunuyor.

Yakın dönem tarihinde tanık olduğumuz siyasal, politik ve kültürel süreçlere bir eleştiri üreten Zemberek Sergisi kapsamında; Arzu Yayıntaş, Beksultan Oğuz, Betül Akzambaklar, Burhan Yılmaz, Cüneyt Çelik, Evrim Kavcar, Hangar Sanat Oluşumu (Atilla İlkyaz, Cebrail Ötgün, Cezmi Orhan), Hazal Aksoy, İnsel İnal, Mahal, Nazım Serhat Fırat, Neriman Polat, Özge Ünlütürk, Seçkin Tercan, Seher Uysal, Selin Kocagöncü, Tuğçe Kızılağıl, Yusuf Ziya Şen’in çalışmaları yer alıyor.

“Zemberek” süresince; İşlevdışı Atölye, Geri dönüşüm Atölyesi, Solucan Kompostu Atölyesi, Pankartların Dili Atölyesi ve Sanatsal Pratikte Etik atölyesi gerçekleşiyor.

Zemberek Sergisi; sanatın birleştirici ve özgürleştirici karakteri ile emekten ve özgürlükten yana yeni bir alan öneriyor.

Tarih: 8-22 Eylül 2013

Açılış: 7 Eylül

Detaylar ve sergi etkinlikleri hakkında daha fazla bilgi icin tıklayınız.

“Tehdit” 2013

İnsel İnal 

inselinal.blogspot.com

Sanatçı bu çalışmasını “tehdit” meselesi üzerine kurmuştur. Durumun her zaman, bıkmadan, yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan sanatçı, tehdit edenlerin yapılarını çözümleyerek ancak kuşatmanın kırılabileceğini bize hatırlatmaktadır.

(Tehdit, hürriyete karşı işlenen bir suç olup; Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinde "bir başkasına, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirece-ğinden bahsetmek" olarak tanımlanmaktadır.[1] Bir kişiyi malvarlığı bakımından zarara uğratacağından veya kötülük yapacağından bahsetmek de yine tehdit suçu kapsamındadır. Suçun; silahla, failin kimliğini gizleyerek, birden fazla kişiyle veya suç örgütü desteğiyle gerçekleştirilmesi halinde suç nitelik kazandığından, verilecek ceza artar.

Tehdit amacıyla suç işlenmesi halinde, işlenen suç veya suçlar için ayrıca ceza verilir.)












17 Nisan 2013 Çarşamba

Güncel Sanat ve Sanat Eğitim Kurumları Arasındaki İlişki Nasıl İyileştirilir?

Güzel sanatlar fakülteleri ve güncellenmesi gereken sanat eğitimi sorununu tartıştık.  Gazetede basılan bu tartışma sorularım üzerinden şekillendi. 

Sayfa 1 
Sayfa 2 

6 Nisan 2013 Cumartesi

"Gösteriye Dönüşen Sanat" makale

Sol Gazetesi'nde Situasyonist Eylemcilerin bugünün kamusal bakışı ve tarifleri üzerinden yeniden anılması ve tartışmaya açılması için yazılan makale ektedir.

Ek

20 Mart 2013 Çarşamba

Kore Sergisi


Türkiye'li Sanatçıları Kore Seul'de

Sergi kapsamında iki üniversite, bilimin yanında sanat ve kültür yaşamına verdikleri desteklerle insanlık tarihi kadar eski olan seramik sanatı ve seramiğin sıcaklığı ile "Turkey-Korea Invitational Ceramic Symposium and Exhibition” başlığı altında ortak bir sempozyum düzenlemişlerdir. Hanyang Üniversitesi’nin ev sahipliğini yaptığı sempozyumda Türkiye’den üniversitelerde eğitim veren seramik sanatçıları ile Koreli seramik sanatçılarını bir araya gelerek birbirlerini tanıma fırsatı sağlarken aynı zamanda teknik ve sanatsal bilgi paylaşımının yanı sıra kültürel alışveriş ve dostlukların geliştirilmesi için önemli adımlar atılacaktır. Bu etkinlik ile iki toplum karşılıklı sanatlarını, beğenilerini sanat kültürlerini tanıma fırsatını bulacaklardır. Açılan bu sanat kapısı ile iki ülke arasında eğitim, bilim ve dostluk alanında da önemli gelişmelere yol açılmakta ve sanatla evrensel değerlere ulaşmayı hedefleyen Kore ve Türkiye, kültürler arası etkileşim ile seramik sanatının gelişmesine, yaygınlaşmasına yardımcı olmaktadırlar

14 mart-13 nisan 2013 tarihleri arasında Kore Hanyang Üniversitesi- Üniversiteli Türk Seramik Sanatçılarıyla birlikte uluslararası seramik sergisi ve sempozyumu ile seramik sanatını Seul’de buluşturan Türkiye’den 32 seramik sanatçısı Kore’den ise 80 olmak üzere toplam 111 kişinin katılacaktır. 

Turkish Artists 

Ayse Balyemez, Aysegul Turedi Ozen,Burcu Ozturk Karabey, Candan Gungor, Candan Dizdar Terwiel, Cemalettin Sevim,Duygu Kahraman, Elif Aydogdu Agatekin, Emel Solenay, Emre Feyzoglu, Enver Guner, Ezgi Gokce, Ezgi Hakan, Verdu Martinez, Fusun Covenoglu, Gokce Ozer, Halil Yoleri, Hasan Baskirkan, Ilhan Marasali, Insel Inal, Kaan Canduran,Kamuran Ak, Kemal Tizgol, Leyla Kubat, Melahat Altundag,Mutlu Baskaya, Nezihe Lerzan Ozer, Nurdan Yilmaz Arslan, Oya Asan Yuksel, Sevim Cizer, Seyma Bobaroglu, Sıdıka Sibel Sevim, Zehra Cobanli

Korean Artists

Kang, Min Soo, Kho, Sung Jong, Ko, Yong Seok, Ko, Woon Yi, Kwack, Tae Young, Kwon, Soon Hyoung, Kim, Kyo Sik, Kim, Dae Yong, Kim, Dong Wook, Kim, Myung Ran, Kim, Mi Ok, Kim, Byung Ouk, Kim, Sang In, Kim, Sang Ho Kim, Sun, Kim, See Man, Kim, Youn Hwa, Kim, Yun Soo
Kim, Jung Nam, Kim, Joon Young, Kim, Ji Soo, Kim, Ha Yoon, Kim, Hye Rim, Nah, You Seok, Ro, Duk Ju, Min, Gi Hi Park, Mi Hae, Park, Soo Yong, Park, U Na, Park, Jong Hoon Bae, Do In, Shin, Kwang Suk, Shin, Kwang Sub, Shin, Se Young, Shin, Eun Ja, Shin, Ji Yeon, An, Byoung Gug
Eum, Sung Do, Oh, Chang Yoon, Won, II An, You, Heh Ja Yoon, Sun Wook, Yoon, Sol, Yoon, Ji Yong, Lee, Kyung Hee Lee, Kwang Sook, Lee, Nak Young, Lee, Dong Ha, Lee, Boo Yun, Lee, Seok Jin, Lee, Soo Bok, Lee, Ok Hwan, Lee, Wang Yong, Lee, Eun Jung, Lee, Jea Sung, Lee, Jung Suk Lee, Zee Soo, Lee, Chun Bok, Lee, Tae Heung, Lee, Heon Gook, Lee, Hye Seon, Lee, Ho Chul, Lee, Hee Won, Lim, Moo Keun, Jang, Ki Deuk, Jang, Yeong Pil, Chang, Yoo Kyung, Chang, You Mi, Jeon, Young Cheol, Jung, Koo-Im Chung, Dong Gyun, Chung, Chin Won, Jung, Hyun Hee Chung, Hae Won, Cho, Kwang Hun, Cho, Sung Nam Cho, II Mook, Cho, Hye Young, Cha, Jeong II, Cheon, Bok-hee, Choi, Dea Yeol, Choi, Eun Jin, Choi, Jae II, Choi, Jung Ae, Ha, Sung Mi, Han, Gil Hong, Han, Seok Ho, Han, Yong Beom, Huh, Min Ja, Hyun, Kyung Hee, Hyun, Joung Sook Hwang, Mi Ja, Hwang, Seung Wook

CANAN BEYKAL İLE RÖPORTAJ




Bugün Sol Gazetesi'nde Canan Beykal ile Salt Galata'daki "Duvar Resminden Korkuyorlar" sergisi üzerine yaptığımız söyleşiyi okuyabilirsiniz.

Gazeteyi okumak için tıklayınız.

13 Mart 2013 Çarşamba

Bienal Nedir?

Sol Gazetesi'nde dün yayınlanan dosyada Niyazi Selçuk ve Beral Madra konuğumdu. Bienal ile ilgili sohbet ettik. Kurumların içinden ve dışından gelen iki kişinin bienal hakkındaki eleştirilerini asağıdaki pdflere tıklayarak okuyabilirsiniz.
Sayfa 1
Sayfa 2

8 Şubat 2013 Cuma

GAZETE YAZI DUYURUSU



DOSYA: 
SANAT SİYASET İLİŞKİSİ, YENİ TİP KAMUSAL SANAT VE KAMUSALLIK TARTIŞMALARI











12 Şubat Salı yayınlanmak üzre Sol Gazetesi'ne Yeni Tip Kamusal Sanat başlığı altında büyükçe bir dosya hazırladım. 

Kamusal Sanat Atölyesi'nden Yasemin Ülgen, Ender Özer ve Seher Uysal'ın katıldığı bir tartışma ile kamusal sanat alanında oluşan yeni tarifleri konuştuk. Yapılan uygulamalar ile sanatın siyaset ilişkisini, kamusallaşma ile etkileşim arasındaki farkları tartıştık. 

Ayrıca Kamusal Alan Sanat Laboratuarı'ndan Ezgi Bakçay dosyaya bir yazısı ile katıldı. 

Gazete sayfalarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz. 

sayfa 1

sayfa 2

sayfa 3

5 Şubat 2013 Salı

PANEL







9 Şubat 2013 Cumartesi

"Katılımcı Sanatın Dönüştürücü Etkisi" başlığında yapılacak olan konuşmalarda Türkiye'de şimdiye kadar gerçekleştirilmiş olan katılımcı sanat örnekleri üzerinden sunumlar yapılacaktır. Katılımcı sanat etkinlikleri açısından; sürecin gelişimi, zorlukları, etkisi ve geri dönüşleri tartışılacak ve gelecekte hayata geçecek olan diğer projeler için deneyim paylaşımı sağlanacaktır. 

Konuşmacılar;
Derya Nuket Özer: Sulukule Sanat Atölyesi Süreci
Ezgi Bakçay: Estetik-Politik Eylem
Yasemin Ülgen:Kamusal Sanatta İzleyici Sanat Yapıtı İlişkisinin Dönüşümü
Ender Özer: Yeni Tip Kamusal Sanatın Olanakları
Moderatör: İnsel İnal

30 Aralık 2012 Pazar

AICA TÜRKİYE KONUŞMA DİZİSİ 1980′DEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE’DE GÖRSEL SANATLAR: TANIKLIKLAR VE PAYLAŞIMLAR

AICA TÜRKİYE KONUŞMA DİZİSİ
1980′DEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE’DE GÖRSEL SANATLAR: TANIKLIKLAR VE PAYLAŞIMLAR









Tarihler: 22 / 28-29 Aralık 2012 / 4-5 Ocak 2013

Yer: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sedat Hakkı Eldem Oditoryumu, Meclis-i Mebusan Caddesi No: 24 Fındıklı İstanbul

Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Şubesi (AICA Türkiye), Türkiye görsel sanatlar tarihinin son 30 yılıyla, tanıklıklar ve paylaşımlar aracılığıyla ilişkiye geçmek amacıyla, Aralık 2012 – Ocak 2013 ayları içinde 1980′DEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE’DE GÖRSEL SANATLAR: TANIKLIKLAR VE PAYLAŞIMLAR başlıklı bir konuşma dizisi düzenliyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sedat Hakkı Eldem Oditoryumu’nda gerçekleşecek dizi, üç kronolojik başlıktan oluşuyor: 1980’ler (22 Aralık 2012), 1990’lar (28-29 Aralık 2012), ve 2000’ler (4-5 Ocak 2013).

Etkinlik, Türkiye’nin ulusal ve uluslararası alanda emek veren sanatçı, sanat tarihçi, küratör, yazar, eleştirmen, galerici ve basın mensupları ile yayıncı ve kültür girişimcilerini buluşturacak. Konuşmalar serisi yapısal bağlamda her on yıl için, moderatörler tarafından davet edilecek ‘simge’ ve konusunda yetkin konuşmacılarla, 1-1,5’er saatlik oturumlar halinde, 1980’ler ve 1990’lar için altı, 2000’ler içinse 10 oturum şeklinde tasarlanmaktadır.

1980’ler dönemi üzerine konuşmalar, Sanatta Dönüşümler, Sanatçılar, Atölyeler, Galeriler ve Basın alt başlıklarını içerirken, 1990’ları konu alan konuşmalar ile Sanatçılar, Bienaller, Sanatçı Kolektifleri ve Sergiler, Küratörlük, Yayıncılık ve Eleştiri konuları masaya yatırılacak. Etkinliğin üçüncü ve son bölümü olarak tasarlanan 2000’ler dönemi konuşmalarında tartışılacak başlıklar ise Sanatçılar, Bağımsız Oluşumlar, Çok Merkezli Sanat, Kurumlar, Sanat Piyasası, Yayıncılık, Kültür Politikaları, Eleştiri ve Eleştirmenlik olarak sıralanıyor.


4 Ocaktaki organizasyonda Fırat Arapoğlu moderatörlüğünde düzenlenen Ferhat Satıcı ile katıldığımız paneldeki konuşma metnimi yayınlıyorum. 

"Sanatta Değişken Başarı Kriterleri

1993 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nü bitirdim. Daha sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde yüksek lisans ve sanatta yeterlik yaptım. 90’dan beri aktif olarak üretmekte, okumakta, yazmakta ve çizmekteyim. 2004 yılında Kocaeli Üniversitesi’nde öğretim üyesi oldum. Halen Kocaeli üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde çalışmakta, aynı zamanda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde güncel sanat ve pratikleri ile ilgili dersler ..." Devamı için tıklayınız

3 Eylül 2012 Pazartesi

3. ULUSLARARASI ÇANAKKALE BİENALİ




Türkiye, hem kendi siyasal ve kültürel sorunları, demokratikleşme süreçleri,  hem bölgesindeki Arap baharı, Iran nükleer gündemi, ABD sonrası Irak ve Suriye gibi siyasal sarsıntılar geçiren ülkelere yaklaşımları ve tepkileri,  hem de AB ile ilişkileri açısından küresel bağlamda dikkat ve ilgiyle izleniyor.  Bununla birlikte Türkiye, kültür ve sanat etkinlikleriyle de küresel kültür sanayi içinde önemli bir etkinlik ve üretim alanı oluşturuyor.  Türkiye, 1980’lerin ortasında başlattığı İstanbul Bienali ve 2010’da gerçekleştirdiği İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projesiyle yerleştiği bu özel konumu, Antalya, Antakya, Çanakkale, İzmir, Mardin,  Sinop Bienalleri ile pekiştiriyor.
Antik çağdan günümüze kıtalar ve okyanuslar arasında jeopolitik bir geçit olma özelliği taşıyan Çanakkale Boğazı’nın Doğu yakasında uzanan Çanakkale’de gerçekleşecek olan 3. Bienal de, günümüzdeki siyasal, ekonomik ve toplumsal gerçekler ve bunları sorgulayan, irdeleyen, yorumlayan kurgular ve karşı duruşlar bağlamında savı olan bir kültürel ve sanatsal etkinlik olmayı amaçlıyor.
Bu sav,  günümüz sanatçısının zihinsel, duyumsal ve görsel üretimleriyle küresel ve yerel bağlamda demokrasilerin gerçekleşmesi için bir çalışma, sorgulama, yorumlama ve çatışma alanları ya da durumları yaratacağını göstermeye yöneliktir.  Bu sav aynı zamanda, bu boğazın açıldığı Akdeniz coğrafyasının günümüz küresel kültür sanayi içindeki bellek taşıyıcı, esin verici, yaratıcılık tetikleyici, yenilik üretici özelliklerinin etkisini de vurgulamaktadır. Bundan da öte bu sav, sanatın kendi siyaseti olduğunu ve bunun öteki siyasetle rekabet ederek topluma başka bir birlikte yaşama olanağını açtığını ileri sürmektedir.
Günümüz sanatı -özellikle bir olguyu araştırmaya, analiz edip, sorgulamaya dayalı sanat- belirli bir zamansal sürece dayalı, yavaş ama etkili işleyen bir sürece sahiptir. Bu süreç niteliği, onun günlük yaşama sinen birçok karmaşık olguyu bir çalışmada içermesini sağlar. Günümüz sanatçısı adeta bir dedektif edasıyla politik, ekonomik ve kültürel olguları araştırmakta, keşfetmekte ve sunmakta. Böyle yaparak görünen yüzeyin altındaki akıntıyı keşfetmekte – bu akıntı Büyük İskender’in üzerine yürürken Xerxes’e zorluk çıkarmıştı. 1810’da ise Lord Byron Çanakkale Boğazı’ndan geçecekti ve bunu Don Juan şiirinde anlatacaktı.
Böylece internet ağı ile birlikte glokal ölçekte bir araya gelen sanatçı ağları coğrafyayı daralttıkları gibi, olaylara ilişkin zaman boyutunu da azaltmaktalar. Siyasal ve kültürel hız sürecinde, olguları öğrenmekte, sırlarının şifresini çözmekte ya da müdahale etmekte maharetli durumdalar. Böylece geçmişin büyük anlatıları tekrar yazılmakta ve ortaklıktan bireyselliğe dönmüş gibi duran post-modern özcülük ise farklı bir epistemolojik gelişmeyi algılayamamaktadır –twitter ve facebook üzerinden yayılan isyan dalgaları bunun açık kanıtıdır. Sadece geçmişe dair bir hoşlanma belirtisini içermeyen bu çağdaş örgütlenme, her ne kadar isyan ruhunu icat etmese de, bir isyan ateşinin birikmesini sağlamaktadır.
Çağdaş sanatçı, her zaman sınıf çelişkileri, etnik kimlikler, inanç, kimlik ve öteki konularını ele alarak var olan sistemleri sorguladı ya da ona savaş açtı. Yöntemi ise belirli bir sürece dayalı ve çözümseldi. Bu süreçsellik, dinamizm ve çözüme dayalı ufuk, hızla değişen mekân ve zamanların algılanmasıyla da en azından anlaşılabilmesi için bir kapı açmıştır. Zaman ve mekânı kavrayabilmek ve onlardan hareketle politik, ekonomik ve kültürel düzlemlere müdahale edebilmek, bazı sanatçılar için örgütlü hareket etmeyi gerektirmiştir. Günümüzdeki sanatçı girişimleri bunun en etkin örneğidir ve bu bir deneyimlerini toplumla paylaşmak girişimidir.
3. Çanakkale Bienali,
a.bu tanımlamalar bağlamında gerçekleşen sanatın üretim, izlenme ve algılanma alanı olmayı ;
b. küresel ölçekte yeniden çizilen coğrafyaları, tekrar bedenleşmeye (incarnate) çalışan neo-liberal ekonomiyi, özellikle Ortadoğu’da gözlemlenen politik dönüşümleri, iktidara dair baskıların artan oranda coğrafya-dışı bir olgu haline gelmesini ve tüm bunların gündelik yaşama bulaşan durumlarını görünür kılmayı;
c. belirli bir kavram üzerinden bir araya gelen işler ya var olan durumun bir manzarasını sunmayı ya da yeni bir manzaranın önericisi olmayı;
d. biraz da, yeni isyan dalgaları ile cisimleşen ve tekrar canlanan (revive) bu örgütlenme durumunu masaya yatırmayı
amaçlamaktadır.
3. Çanakkale Bienali;
a. Bu bienalin kavramsal çerçevesini benimseyen uluslararası sanatçıları ve sanat uzmanlarını davet ederek, kenti bu sanatçıların gündemine yerleştirecek;
b. Bu sanatçılara bu bienal için üretecekleri işleri yerleştirecekleri  Eski Otobüs Terminali, Er Hamamı gibi ilginç ve işlevsel  mekanlar sunacak;
c. Kamusal alanlar, sanat ve kültür kurumları, üniversiteleri sanatçılarla işbirliğine davet ederek, karşılıklı etkileşim ve iletişim ortamı yaratacak;
d. Toplumsal eğitim programları (atölyeler, açık oturumlar, konferanslar ) ile bienalin kavramsal çerçevesinin geniş ölçekli bir çözümlemesini ve yorumlanmasını sağlayacak;
e. Bienalin bir amaç değil, izleyiciyi üretim süreçlerine katılmaya yönlendiren sürdürülebilir bir etkinliğe ve Akdeniz bölgesi için kültürel bir arayüze (interface) dönüştürecek;
f. Çanakkale’yi küresel sanat ve kültür sanayi ve iletişim ağları içine konumlandıracaktır.
3. Çanakkale Bienali Çanakkale Belediyesi himayesinde Genel Sanat Danışmanı küratör Beral Madra, eş küratörler Fırat Arapoğlu ve Fatih Balcı, Genel Koordinatör Seyhan Boztepe ve CABİNİN işbirliğiyle Ekim 2012’de gerçekleştirilecektir.
*Sanat siyaset için bilgi ve temsiliyetler üretmez. O, duyumsallığın ayrı cinsten düzenlerinin karşılıklı dayanışmasını, kurguları ve karşı duruşları üretir. Bunları siyasal eylem için değil, kendi siyaseti çerçevesinde, yani sanatı bir yandan kendini yok etmeye sürükleyen bir yandan da yalnızlığa kilitleyen o çift hareket uyarınca üretir. Sanat, kendisinden ortak duyumsal mekânı bölmeyi talep eden biçimleri ve etken ve edilgen, tek başına ve birlikte, görüntü ve gerçek arasındaki ilişkileri, yani tiyatronun, filmin, müzelerin ve okunan sayfaların zaman-mekânını yeniden düzene sokan kurguları ve karşı duruşları üretir. Böylece deneyimlerin yeniden şekillenmesini sağlayan biçimler üretir-  birlikte deneyim yaşamayı yeniden biçimlendiren ve yeni sanatsal karşı duruşlar oluşturan siyasal özne olmanın biçimlerinin oluşacağı alandır o.
Jacques Ranciére, Die Aufteilung des Sinnlichen (Die Politik der Kunst und İhre Paradoxen), Polypen, 2008, s.89-90







5 Ağustos 2012 Pazar

SINOPALE







4. SİNOP BİENALİ BAŞLIYOR...

Click for english
Sinop Bienal Gazetesi SİNOPSİS
Sinopale Bienali Resmi Sitesi

“GÖLGENİN BİLGELİĞİ: 

BOZULMUŞ BİLGİ ÇAĞINDA SANAT” TEMALI 

“SİNOP BİENALİ” 
BAŞLIYOR 

Türkiye’nin İstanbul’dan sonra 2. büyük bienali olan ve kültürel dinamiklerle yerel dönüşümü amaçlayan, uluslararası Sinop Bienali’nin dördüncüsü Sinopale, 

1 Ağustos - 12 Eylül tarihleri arasında Sinop’ta gerçekleşiyor.

Yerli yabancı pek çok sanatçıya çalışma platformu oluşturan ve sanatseverleri Sinop’ta buluşturacak Sinopale bu yıl, Avusturya’da yaşayan küratör Işın Önol tarafından “Gölgenin Bilgeliği: Bozulmuş Bilgi Çağında Sanat” başlığı altında sunuluyor.

Etkinliklerin yanısıra, kültür ve sanat alanında yoğun bir eğitim programını da kapsayan bienal, yerel halkın sanat üretimine aktif olarak katılmasıyla da ön plana çıkıyor. 

Sergi açılışının 24 Ağustos Cuma günü Sinop Tarihi Cezaevi Lonca Kapısı’nda yapılacağı bienal, 12 Eylül Çarşamba gününe kadar devam edecek. Bienal kapsamında; Pervane Medresesi, Sinop Müzesi, Sinop Üniversitesi, Dr. Rıza Nur Kütüphanesi, Buzhane Binası gibi binalar ve açık alanlar, görsel sanat sergileri için kullanılacak. Bunların yanısıra, “Sinopale Akademi”, “Sinopale Forum”, “Sinopale Residency” kuram ve uygulama atölyeleri, uluslararası toplantı ve açıkoturumlar da düzenlenecek.

Yerel halkın sanat üretimine aktif olarak katılmasıyla ön plana çıkan Sinopale’de bu yıl, bir çağdaş sanat sergisinin yanı sıra performanslar, gösteriler, atölye çalışmaları, çalıştaylar, seminerler, açık oturumlar, gençlik ve çocuk etkinlikleri yer alıyor. 

Sinopale çağdaş sanat sergisinin bu yılki küratörleri Aslı Çetinkaya, Elke Falat, Işın Önol, Dimitrina Sevova, Janet Kaplan, Beral Madra, Sean Kelly, Associazione E (Francesco Ragazzi & Francesco Urbano), Jacqueline Heerema ve Ana Riaboshenko olacak. 12 Eylül ’e kadar sürecek bienalde yapıtlarını görebileceğimiz sanatçılar arasında ise Alpin Arda Bağcık, Ashley Hunt, Berglind Hlynsdottir, Bernd Oppl, Brigitta Bodenauer, Cat Tuong Nguyen, Eléonore de Montesquiou, Francesco Bertele, Hande Varsat, İnsel İnal, Karen Geyer, Liddy Scheffknecht, Monika Drozynska, Özlem Sulak, Quynh Dong, Riikka Tauriainen, Shilpa Ghupta, Stefanie Wuschitz ve Sümer Sayın gibi isimler var.





















































Yerli yabancı pek çok sanatçıya çalışma platformu oluşturan ve sanatseverleri Sinop’ta buluşturacak Sinopale bu yıl “Gölgenin Bilgeliği: Bozulmuş Bilgi Çağında Sanat” başlığı altında sunuluyor. Kavramsal çerçevesi Avusturya’da yaşayan küratör Işın Önol tarafından, hazırlanan etkinliğin katılımcı sanatçıları daha geniş küratöryel bir ekibin önerileriyle ortaklaşa belirlendi. Işın Önol “Gölgenin Bilgeliği: Bozulmuş Bilgi Çağında sanat” temasını Diyojen’in kinik felsefesinden yola çıkılarak yazdı.

Bienalin ana sergisi olan “Gölgenin Bilgeliği” ‘nin açılışı 24 Ağustos Cuma günü saat 19:00’da Sinop Tarihi Cezaevi Çocuk Islahevi’nde bir tören ile yapılacak. Ana sergi 12 Eylül Çarşamba gününe kadar devam edecek.

Açılış töreninin öncesinde de birçok etkinlik yapılıyor. 13 Ağustos’tan itibaren her akşam bir performans, sergi açılışı, konser veya film gösterimi var.

Bienal kapsamında ayrıca farklı alanlarda ve farklı hedef kitlelere yönelik etkinlikler de yer alıyor. Bu yıl ilk kez gerçekleştirilen “Sinopale Gençlik” kapsamında Hollanda-Türkiye Diplomatik İlişkilerinin 400. Yıl kutlamaları çerçevesinde geçtiğimiz pazartesi akşamı Kemalettin Sami Paşa Spor Salonu’nda bir grup Hollandalı ve Türk gencinin Tarkan Köroğlu’nu yönetiminde gerçekleştirdiği bir sahne gösterisi sergilendi. Bu hafta “Sinopale Çocuk” kapsamında yapılan tasarım ve yaratıcı drama atölyeleri sonunda 17 Ağustos Cuma akşamı Eski Tekel Binası’nda gerçekleştirildi. Ayrıca çocuklar Kaledibi’nde bir kültür projesi olan “Bit Pazarı” nı yaptılar. 13 Ağustos’tan beri Arkeoloji Müzesi bahçesinde “Sinopale Akademi” kapsamında küratörler, sanatçılar ve akademisyenler kültür-sanat alanında farklı temalarda sohbetler ve seminerler düzenliyorlar. Sinoplular, büyük ilgi gören bu toplantılara 24 Ağustos’a kadar katılabilirler.

“Sinop Tarihi Cezaevi Nasıl bir Kültür Merkezi’ne Dönüştürülmeli?” temalı “Kent Buluşması”nda Sinoplular bu soruya cevaplar arayacaklar. Kent Buluşması 25-26 Ağustos günlerinde Otel117’nin toplantı salonunda gerçekleştirilecek.

Sinopale programının detaylarını ekteki programdan alabilir, son an değişikliklerini web sitesi www.sinopale.org dan takip edebilirsiniz.

Ayrıntılı bilgi için:
Sinopale Ofis: 0368 210 01 01Emre Yalçın 0536 654 00 57 e-mail: info@sinopale.org

web: www.sinopale.org