5 Kasım 2011 Cumartesi

Galeri

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEid7lKm72uQJ2qqNgCh9_07BGXfOaE_ai5Lr0SaNgblwku7OzxqFobj1JXkj3hIl1zO_Hk2oqaZj3l14ZdXmbJo68incWo40jwb1U-Gn-_7stixTYzRut50aT2qgz5vY8p3C7-xsdFu-QCf/s1600/gure%25C5%259F+gorseli.JPG
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEikKj2aAr-53Z1Y5j5QV6IHL0esvV6mVh1CwnxpOJDl07Dt0EgyWAZWIPJkiKk3727cbXV_OMU4ztDXCmOvm9UIxNVI_B9Gso1FORjPY8XUsj2FE4GzF5ViYghQU7OnP-dxK2_QEGcaJ-C7/s1600/redejenerasyon_may_2011__26.sml.jpg
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEifEoNXx0tWRIQnSmFkSORSp2hk7i1zCGfcxAb_LV3b4mKwmTbTVJctMv9burHzTo6mXIOSGyvB5ozGW4TAK0PS41lix3wQ-mwhOhlbtcOiWvYXZe3eUPXwMqiFk6D-5QaccbAZFhPeG6ew/s1600/Resim+648385522.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgwWtCuKADnimtyWhQFincpq_OO49b130lMxxJfEP5ZW5cHf72iYNDlvhvnqS2utcwCoi7MULKeKQgv5VqD8XUoHsECaGuwIbI-WtjezANqnzJ6sb4cCM83ZSRmuxvBmxhGrZkLhLVbYuYc/s1600/Resim+648385521.jpg
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiJtDOr1u75myMS9Z98A2lb98uQWd8u11kEzx23Wdyj8saaiD0b0MG6PHp2PXUaBo8QrGBV7TNbDvgM4TxCRSaWSOwVwEeB2szI3C6J5QXErNhgD9LifiHglhtfNRM6pba1ZbSt7WTFYOdZ/s1600/insel_2.jpg


                                       photo by Orhan Cem Çetin 
                                                     photo by Orhan Cem Çetin 
                                                   photo by Orhan Cem Çetin 

8 Ağustos 2010 Pazar


KİMLİKLER LÜTFEN!/IDs PLEASE!



KİMLİKLER LÜTFEN! / IDs PLEASE!

12 Ağustos - 17 Eylül 2010 – CER MODERN, Açılış: 19:00

Cermodern Sanat Müzesi ANKARA

Küratör/Curator: Fırat Arapoğlu



KİMLİKLER LÜTFEN!

Oysa yeni, zor düşünme biçiminin bir işareti olabilir.
Susan Sontag

Kimlik sözcüğü, kim ya da ne olunduğunu tanımlayan, bu kim olmanın sınırlarını çizen ya da onu belirleyen bir işlev görmektedir. Bu aynı zamanda, bir yakınlığı veya ilişkiselliği de gösterirken; farklılık kavramı ise, farklı olma durumunu, aynı olmamayı tanımlıyor ve başkalık, ayrımlılık anlamlarını içeriyor.

Üst-söylemler sanatın sınıf çelişkileri, kadın, gay/lezbiyen, göçmen, etnik köken gibi marjinal kimlikler konularını içermeyeceğini öne sürmekteydi/sürmektedir. Halbuki, sınıf çelişkilerinden kaçınılamaz. Aksine, bu noktada egemen bir ideoloji ve tek-söylemlilik yerine, çoğulculuğa ve demokrasiye dayalı tartışmacı bir sanat ve sanat tarihinin gerekliliğini göstermek ve 1990’lardan bu yana artan bir ivmeyle devam eden, Çağdaş Türkiye Sanatı içerisindeki “soykütük” ve “demokrasi” tartışmalarını geliştirmek gerekiyor.

Sanat kendisini kimlik tartışmalarından soyutlayamaz ve ortaya bir kimlik sorunsalını koyabilmek için de, öncelikle “kimlikler” ileri sürmesi lazım. Ancak bunun arkasından “öteki” ile ilişkiye geçebilecektir.


ID’S PLEASE!

But the new can be the sign of difficult thinking.
Susan Sontag

The term “identity” has a function of describing who you are or what you are, and of defining the boundaries of or determining who you are. While it shows at the same time closeness or relationality, the concept of difference describes the state of being different and of being not the same and includes the connotations of dissimilarity, differentiation.

Over-discourses have argued and still they do, that art does not include marginal identity issues such as the contradictions of class, femininity, gayness/lesbianship, migration, ethnic origin. However it is not possible to avoid contradictions of the class. Rather it is necessary to show the necessity to have a disputant art and history of art based upon pluralism and democracy should become argued instead of a hegemonic ideology and uniform discursivity, and also necessary to feed the discussions of “genealogy” and “democracy” accelerated from 1990s onwards within the Contemporary Turkish Art.

It is true that art can not isolate itself from the discussions of identity and that it should assert “identities” first in order to postulate an identity problematic. Only henceforth it can relate with the “Other”.

Küratör Fırat ARAPOĞLU

Yeni Anıt
Nancy Atakan
Öykü Potuoğlu
Fatih Balcı
Ergin Çavuşoğlu – Konstantin Bojanov
Elif Çelebi
Orhan Cem Çetin
Didem Dayı
Kardelen Fincancı
Tina Fischer
Genco Gülan
İnsel İnal
Gaye Yazıcıtunç İnal
Şükran Moral
Ali İbrahim Öcal
Mehmet Öğüt
Hülya Özdemir
Arzu Parten
Çağrı Saray
Rüçhan Şahinoğlu

Açılış: 12 Ağustos


Açılış Performansı: İnsel İnal, Masaj/Mesaj
For opening performans visuals please
click (tıklayın)



Photo by Gaye İnal









Photo by Gaye İnal


Sergideki projeye dair bilgiler için tıklayınız.


 
Sergi ile ilgili Hülya Küpçüoğlu'nun 27 Ağustos 2010 tarihli Haber Turk Gazetesi'nde yayınlananan yazısı
Sergi ile ilgili Ebru Nalan Sülün'un 24 ağustos 2010 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan yazısı

Sergi ile ilgili Bora Gürdaş'ın Eylül 2010 tarihli Milliyet Sanat Dergisi'ndeki yayınlanan yazısı


17 Mayıs 2010 Pazartesi





"Beden – Mekan / Bedenim Mekanımdır…"
14 Mayıs/21 Mayıs 2010
Akdeniz Üniversitesi Olbia Sanat Galerisi
Antalya
(Hülya Küpçüoğlu'nun Haziran 2010 tarihli Bosphorus Sanat Gazetesi'ndeki yazısına buradan ulaşabilirsiniz.)












"EL-TAŞ-EL-TAŞ-..."
Fotoblog üzeri 100 adet 12x12 fotoğraf baskı
Ahmet Sevim'in desteğiyle (http://www.xlprinthouse.com/)


Projem ile ilgili bilgi için tıklayınız.

"Beden – Mekan / Bedenim Mekanımdır…"
Küratör: Ebru Nalan SÜLÜN & Fırat ARAPOĞLU
Sergi Katalog Yazısı

Nietzsche felsefesinin izlerini süren Deleuze,tüm yaşamın bedenler aracılığı ile biçimleşen bir güç ilişkileri olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte, soykütüksel her bir fenomen de, birer gösterge, birer semptom olarak ele alınır; böylece felsefe de bir semioloji/semptomoloji olarak okunur.

Deleuze’ün bu sorgulamalarında iki kilit kavram karşımıza çıkar: Beden ve Bilinç. Güçlerin çatıştığı bir ortamda, gerçekliğin hiçbir niceliği kalmaz. Çünkü zaten gerçeklik gücün niceliği olarak tespit edilmiştir. Böylece şu ileri sürülebilir: Beden ve Bilinç arasındaki gerilimin niceliği dışında, başka bir gerçeklik yoktur.

Tekil açıdan beden, çoklu bir tekilliktir ve bizce; Deleuze’sel bir yorumla organsız bir beden, uzam-zaman dışı bir süre, sürekli oluşlarda biçimlenen ama kavramsallaştırılmadan kaçınan bir düşünce olanağı yaratmak amaçlanmalıdır. Diğer bir deyişle, minör yaklaşımlar ile kaçış çizgileri yaratmak…Çünkü bu bağlamda kaçınabildiğimiz ölçüde bir yenilik yaratılabilecektir.

Spinozism’de tanrısal uzam, bu uzamdan zihne açılan yollar tutkulara uzanır. Bu tutkular öylesine tutkulardır ki insanoğlunun köleliğe uzanmasına bile neden olur. Bireyin içerisinde bulunduğu kölelik hali zamanla sınırlarını kırmak ister. Öyle ki insanoğlu uzamsal boyutta zamansızlığa uzanmak ister.

Sorunumuz; Beden, kimlik, mekan, zaman, çevrenin önemi ve tüm bunların tam ortasında duran bireyin uzamsal boyutu üzerine bir kavram bilmecesi…






24 Mart 2010 Çarşamba























"KENDİ KULENİ YARAT" 2010

14 Mart 2010 Pazar


TURİST IN FORMATION






























































































































































































Birgün Gazetesi "İzmir'de Hep Turist Olmak." Firat Arapoğlu. 2 Nisan 2010


K2 Galeri, Çağdaş Sanatın 7 Sanatçısını Ağırlıyor

“Turist in Formation”

“Gezmek her zaman iyidir.”

Vincent Van Gogh


K2 Galeri 19 Mart - 20 Nisan 2010 tarihleri arasında açık kalacak olan “Turist in Formation” başlıklı sergide, İstanbullu yedi sanatçının, Şubat ayı içerisinde İzmir’e düzenledikleri bir gezi sonrasında İzmir ve İzmir ile ilgili ürettikleri işlerine ev sahipliği yapacak.

Cemile Kaptan, Didem Dayı Tirek, İnsel İnal, Orhan Cem Çetin, Rüçhan Şahinoğlu, Suat Öğüt ve Yeni Anıt, İzmir’e düzenledikleri bir gezi ile sergi öncesi ve sonrası geliştirdikleri tartışmalı diyalog ve entelektüel ilişkileri entelektüel bir alışverişle iddiaya dönüştürdüler. Sergide, bu iddialardan ortaya çıkan işler sergilenecek. 19 Mart saat 18 00'deki sergi açılışında İnsel İnal bir “performans” da gerçekleştirecek. Sergiye sanatçıların işlerini ve deneyimlerini yorumlayan bir de kitapçık eşlik edecek.

Firat Arapoglu


----------------------------------------------
(Sergi Katalog Yazısı)

“Kurban-Midye”
İnsel İnal “Kurban-Midye” adlı performansında rum mezesi olan midye dolma üzerinden çeşitli okumalar yapıyor. İnal’a göre doğulu Kürt vatandaşların üretimine geçen eskinin rum mezesi midye dolması, çeşitli metaforları da içinde barındırıyor. Hatta acı katılarak doğu kültürüyle yorumlanan yiyecek, tamamen bir göç sembolu halinde projenin içine dahil oluyor. İnce porselenler saray geleneğini çağrıştıran duruşuyla midye üzerinden bugünün göç bağlamını performansın merkezine taşıyor.
İzleyiciye ikram edilecek porselen midye dolmanın bulaşıklı kalıntıları, daha sonra sergi boyunca izlenebilir.
Sanatla daha demokratik bir ortam oluşturulabileceğine inanan İnal, özellikle performans projelerini dialoglar üzerinden geliştirerek, seramik ve porselen malzemesini farklı bağlamlarla kullanarak yeni algılar, yeni ifadeler ve yeni farkındalıklar yaratmayı denemektedir.

9 Ocak 2010 Cumartesi


Cennet Mahallesi'nde Tasinabilir Sanat Sergisi




Kendi Şehrini Yarat
Yerleştirme
2009

2008 yılında ‘Hakkımda Ne Biliyorsun?” sergisi için üretilen bu çalı;mada, İnsel İnal daha önce gerçekleştirdiği ‘Kendi Bahçeni Yarat’ performansının devamı niteliğindeki ‘Kendi Şehrini Yarat’ projesinde seyircisine şehrini sorgulatmayı amaçlıyor.


Sanatçı kırılgan 1000 seramik Lego parçasıyla oluşturduğu projesinde yaratılmak istenen şehir silueti esnasında kırılanlara dikkat çekiyor. Kırılmayı, hayatın oyunsu kurgusunda, yok olma bağlamından kopartarak, yeni bir gerçeğe bürünüşünü tekrar ve tekrar işaret eden çalışma, kırılan parçaların dışlanmışlığıyla ilgili eğretilemelerde bulunuyor.

Kırılan seramik parçalarının, esas olup olmadığıyla ilgilenen İnal, farklı sosyal yapılarda yaşayanların birbirleri hakkındaki görüşlerini ve önyargılarını anımsatan bir resim çiziyor.

Göç eden ve şehrin kenarında, merkezden uzak yaşayan kişiyi ötekileştirmeden, hakkında bilinenleri seyirciye sorgulatmayı amaçlatan bu proje, farklı sosyal sınıfları kırılan ile dizilen, aşağıdaki ile yukarıdaki olarak bize gösteriyor.


Dizilenlerin monoton yapısını, çelişkileriyle ve düzensizlikleriyle bozanların öteki olduklarına işaret eden bu proje, yukarıdakilerin dizilen, aşağıdakilerin ise kırılarak ayaklar altında ezilen olduğunu göstererek belkide dizene, yanlışlıkla kırmaktan ve kırılanlara basmaktan dolayı kendini suçlu hissettiriyor.

"Hakkımda Ne Biliyorsun?" sergi işleri hakkında bilgi almak için lütfen burayı tıklayın. 
 
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiDjFgSPOnJS-2cjLDC1cOiiO8b2h5AI25P49YyIzP8GryEVELNJttuiFi4__kic9qe5uMYeI-wXjXKgLCiNIzAnkymSxAO6GrFnAqeAis3utwqrdxfRSGa7AEF3HWXqI3xK8FflobBgfK2/s1600/el+tas+el+tas.jpg 
Sergi Exhibition etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

15 Eylül 2011 Perşembe


Anadolu'da bir video sergisi



"BOĞUCU KÜLTÜR  (JEAN DUBUFFET'YE GÖNDERMEYLE) "
VİDEO SERGİSİ MALATYA'DA
Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu'nun yaptığı "Boğucu Kültür (Jean Dubuffet'ye Göndermeyle)" başlıklı video ve performanslardan oluşan bir seçki, 17 Eylül 2011 tarihinde, Malatya Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı'nda açılacak.
Battalgazi (Eski Malatya) ilçesindeki IV. Uluslararası Kervansaray Buluşması etkinliği kapsamında yer alan etkinlikte Ferhat Kamil Satıcı ve Serdar Yılmaz, Gülçin Aksoy, Mehmet Ali Boran, Mehmet Çeper, Itır Demir, İnsel İnal, Saliha Kasap, Ali İbrahim Öcal, Mehmet Öğüt, Suat Öğüt, Hülya Özdemir, Çağrı Saray ve Fatih Tan çalışmaları ile yer alacaklar.
Etkinlik kapsamında ayrıca 18 Eylül 2011 tarihinde, saat 15.00’te, "Dubuffet'nin boğucu kültür tespitinden hareketle günümüz sanatının sunduğu yapı ve/veya form nasıl açımlanabilir? "konulu bir panel düzenlenecek. Moderatörlüğünü Fırat Arapoğlu'nun yapacağı panele Erden Kosova ve Derya Yücel konuşmacı olarak katılacak.
Birçok resmi ve sivil kuruluşun desteklediği uluslararası etkinlik ve sergiye dair detaylar www.kervansaraybulusmasi.net isimli internet sitesinden takip edilebilir.
Boğucu Kültür (Jean Dubuffet'ye Göndermeyle)
Beden sosyolojisi kapsamında bazı araştırmacılar bedeni inşa edilen, şekillendirilen ve biçimlendirilen bir olgu olarak ele alırlar ve birey, aldığı eğitim ve bilgilendirmeler ile yüklenmektedir ki; bu bağlamda kültür, sanat ve bilim bu dönüştürmenin önemli alanlarındandır.
Bu bağlamda kültür ve sanat üzerinden kitlesel algıdaki bazı durumları tespit edebilmek mümkündür. Kültür –büyük harfle-, özellikle halka kabul ettirmek istediği yapılar için ilişkiselliğe dayalı bir sunumdan ziyade, sadece saygı duymaya dayalı edilgen bir yapı gösterir. Bundan dolayı da kültürel ya da sanatsal üretime bağlı olarak, halk sanatsal ve kültürel yaratılara (bilim de dahil olarak) dolaysız bir bağlılıkla değil, aksine sadece önünde saygınlıkla eğilerek girebilmiştir/girebilmektedir. Kültürün, zaten Frankfurt Okulu teorisyenlerinin ustaca adlandırdıkları gibi bir "kültür endüstrisi" içerisinde toplumun inşasında oynadığı rol azımsanabilir mi?
"Toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda entelektüel gücüdür. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda zihinsel üretim araçlarının denetimine de sahiptir" şeklinde Dubuffet2nin alıntıladığı önermeden hareketle geçmişin ve bugünün ürünlerine değer veren, onları koruma altına alan ve yayan ve bunu "kültür mirası" olarak imleyerek, seçkinci bir konuma yükselten kültürel kodlanmalar nasıl deşifre edilebilir? Yukarıda bahsedilen kültürün tepeden dayatmacı tutumu nasıl ters-yüz edilerek, ilişkiselliğe dayalı, iletişime dayalı bir kültürel-sanatsal tasarım sunulabilir? Ekseni bu şekilde tasarlanan bir etkinliğin (sergi, panel, sempozyum vb.) sonuçları, kültüre dair sanatçının, küratörün, kurumların ve hepsinden önemlisi sanatı alımlayan kitlelerin bakış açısına dair önemli ipuçları sunacaktır.

Bu sergiye İnsel İnal Edirne Kırkpınar'da çektiği bir video ile katıldı. Sanatçı kimliğiyle kispet giyerek meydanda bir güreşçi ile güreşen İnal, bu performansını videoda kurguladı.  Sanatçı kimlik özellikleriyle ürettiği serinin bir parçası olan bu video çalışmasına, Harun  Töle ve Aydın Ketenağ katkı sağlamışlardır. 
                                   "Love Me Tender, 2011. Video"



Birgün Gazetesi'ndeki habere ulaşmak için tıklayınız.

Etkinliğin linki için tıklayınız. 

http://www.kervansaraybulusmasi.net/sergi.html

7 Mayıs 2011 Cumartesi


“Yüzeyde Aşınmalar”


Sergi - Exhibition
Küratör - Curated by
Erkan Doğanay

Galeri Art Suit
17 Mayıs 2011 
ART Suites Gallery Balo Sokak No:40 Beyoğlu / İSTANBUL
 0212 245 84 00





Beyoğlu Balo Sokak’ta, Doğançay Müzesi bitişiğinde, Akademililer Sanat Merkezi karşısında konumlanan beş katlı tarihi bina, 17 Mayıs tarihinden itibaren sanat galerisi olarak faaliyette olacaktır. İki Rum mimar tarafından inşa edilen yapı yüz otuz yıla yaklaşan kendi tarihi ile Türkiye sanatına yeni bir mekan oluşturacaktır. Seyfi Kaya’ya ait olan bina yaklaşık iki yıla varan restorasyon sonucunda sanat galerisi olarak hayatina devam edecektir. 

Beyoğlu’ndaki galerinin açılış sergisinde kentsel dönüşümün yoğun yaşandığı bir bölgede yeniden yaşama kazandırılmış tarihi bir binada yine kent üzerine söylemleri olan sanatçıların yer aldığı bir karma sergi ile kapıları açılmakta…

Kente dair olguların temsili sanatın görünür kıldığı ve bir farkındalık yarattığı başat konular arasındadır. Sanatın tarihinde kent ya da kente dair görünümlerin çarpıcı bir formda realist sunumlarından tutun da, ütopik kent tasarımlarına kadar buna şahit olunmaktadır.

Şüphesiz kent belleği farklı geçmiş deneyimleri nedeniyle her bir bireyde farklı imgelerin  billurlaşmasına neden olur. Her bir kentli, kentin belirli kısımlarında ikamet eder ya da çalışır ve bu orasıyla ilgili olarak farklı anıların ve dolayısıyla anlamların ortaya çıkmasıyla sonuçlanır.

İşte bu noktada küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın üstlendiği, sergi metnini Fırat Arapoğlu’nun kaleme aldığı “Yüzeyde Aşınmalar” başlıklı sergi, farklı yaş, cinsiyet ve kültür gruplarına ait olan 11 sanatçıyla kent ve kente dair imgelerin yarattıkları etkileri görünür kılmayı amaçlıyor. 

Seçil Büyükkan, Zeynep Bingöl Çiftçi, Erkan Doğanay, Çağdaş Erçelik, Tine Fischer, Deniz Gökduman, İnsel İnal, Coşkun Sami, Fırat Uysal, Serkan Yüksel ve Semih Zeki’nin çalışmaları ile yer alacağı sergi 17 Mayıs – 17 Haziran 2011 tarihleri arasında ART Suites Gallery’de izlenebilir.

13 Nisan 2011 Çarşamba


"Los Angeles - İstanbul Bağlantısı"


7-30 Mayıs, 2011
Sanatçılar: İnsel İnal, Saliha Kasap, Elif Öner, Ozan Oganer, Alper Şen
Carol Es, Gul & Arzu, Marcie Kaufman, Blair Townsend
Küratörler: Arzu Arda Koşar & Saliha Kasap

Sergi ile ilgili tıklayınız 1 2.

Scroll down for english 


                18th Street Arts Center, beş İstanbul  ve beş Los Angeles’li sanatçıyı 7-30 Mayıs tarihleri arasında “Los Angeles - İstanbul Bağlantısı”  isimli sergide bir araya getirmektedir.
                Bu sergi, İstanbul Sanat Limanı koordinatörü Saliha Kasap ve 18th Street Arts Center’da resident sanatçısı, Gül-Arzu kolektifinden Arzu Arda Koşar tarafından ortak bir küratörlük çalışması olarak üretilmiştir.
                İlhamını İstanbul ve Los Angeles sanat ortamının birbiriyle örtüşen özelliklerinden alan serginin çıkış noktası, her iki şehrinde Avrupa veya New York’taki sanat piyasalarına kıyasla, daha alçak gönüllü duruşa sahip olmasıdır. Kurumsal desteklere rağmen bünyelerinde hergün dahada canlanan, dopdolu bir sanat ortamını barındırması, bu iki şehirin sanatsal üretim çıktılarını benzer kılmaktadır.  Los Angeles ve İstanbul'daki sanat ortamlarının deneysel ve tam bağımsız oluşum ortak paydalarından yola çıkan  Kasap ve Koşar, iki şehrin sanatçılarını bir araya getiren bu sergiyi düzenlemiştir.
Los Angeles - İstanbul Bağlantısı” son yıllarda gitgide daha heyecan uyandıran, güncel Türk sanatında varlık gösteren beş sanatçının işlerini Los Angeles’ta benzer çalışmalarda bulunan beş sanatçının işiyle yanyana getiriyor. Sergi farklı kültürel ve politik  paradigmalara sahip bu iki şehirde üretilen sanat arasında benzerlik ve bağlantıların altını çiziyor.
Sergide video sanatçısı Alper Şen’in betimlediği çöp avcıları, tasarımcı Blair Townsend’in artık plastik oyuncaklardan yaptığı hali ile diyalog kurarken, Ozan Oganer’in bir çocukluk anısından yola çıkarak ürettiği dantel heykel, Carol Es’in çocukluk travmalarından esinlenen ve içinde dikişle nakış öğeleri içeren tablosu ile parallelik göstermekte. 
Saliha Kasap’in böceğimsi şehir manzaraları, Marcie Kaufman’in insana neyi baktığını şaşırtan endüstriyel tablolarını andırmakta. 
Elif Öner’in zaman ve mekan kavramlarını zorlayan, mitik ve düşünsel öğeler taşıyan videosu ise aynı mekanda solo sergisi gerçekleşen bütünü ancak havadan gözlemlenebilen açık mekanda alan yerleştirmeler yapan Andrew Rogers’in işleri ile karşılıklı anlatım içinde.
İnsel İnal’ın sokak çocuklarının ellerinden oluşan foto-dökümantasyonu, sanatı atölye ve galeri sınırlarınının dışına taşıyan ve çalışmaları sanat ve farklı disiplinleri buluşturan Los Angeles bazlı sanat koletifi Gul-Arzu’nun işleriyle ortak kaygılar taşımakta. 


 
Los Angeles-Istanbul Connection
May 7-30, 2011
Opening reception: Saturday, May 7, 6-9pm
Artists: Insel Inal, Saliha Kasap, Elif Oner, Ozan Oganer, Alper Sen
Carol Es, Gul & Arzu, Marcie Kaufman, Blair Townsend
Curated by: Arzu Arda Kosar & Saliha Kasap
http://losangelesistanbul.weebly.com
Santa Monica, Ca-Beginning May 7 through May 30, 2011, five Turkish artists and five Los Angeles artists join forces to present a dynamic intercultural collaborative project, entitled, Los Angeles-Istanbul Connection in 18th Street’s Project Room. This exhibition features provocative paintings, sculptures, photography, video and installations by artists: Carol Es, Gul Cagin, Insel Inal, Saliha Kasap, Marcie Kaufman, Arzu Arda Kosar, Elif Oner, Ozan Oganer, Alper Sen and Blair Townsend. The opening reception takes place on May 7, 6:00 p.m.-9:00 p.m.
This exhibition is a curatorial collaboration between Saliha Kasap in Istanbul, Turkey, Arzu Arda Kosar, a resident artist at the 18th Street Arts Center in Santa Monica, Ca, and part of the Los Angeles based duo “Gul & Arzu.”
Inspired by the myriad of similarities between Istanbul and Los Angeles art worlds, both of which boast increasingly vibrant art scenes that may lack an art market akin to Europe or New York, but counterbalance this conception with the experimental and exciting works burgeoning out of these two cities; Kasap and Kosar have curated a show that brings together contemporary artists from Istanbul, Turkey and Los Angeles.
Los Angeles-Istanbul Connection features selected works by five contemporary Turkish artists currently emerging in the ever more compelling contemporary art scene in Istanbul juxtaposed with five L.A. artists whose works are in a similar vein. This show identifies the similarities and connections between the work of 10 contemporary artists that originate from two cities whose cultural and political paradigms are extremely disparate. As Turkish artist Sen’s video documentary on discarded material is in dialogue with L.A. artist Townsend’s rug made of superfluous plastic toys. In the same sense, Turkish artist Oganer’s lace sculpture corresponds with L.A. artist Es’ work that incorporates elements of sewing. Turkish artist and curator Kasap’s insect-like cityscape photo collages relate to Marcie Kaufman’s disorienting industrial images, while Turkish artist Oner’s video that suggests a mythical sense of timelessness and spacelessness correspond with images of land art by Andrew Rogers presented in the main gallery. Turkish artist Inal’s photo documentation of “street kids” that takes art into public realm and incorporates interdisciplinary elements corresponds with LA based Gul & Arzu’s socially work.

Re/DeJenerasyon

Sergi Exhibition 
04-17 05 2011
Yeni Anıt, Elif Çelebi, Orhan Cem Çetin, İnsel İnal, Ferhat Özgür Çağrı Saray ve  Rıfat Şahiner
Küratör: Fırat Arapoğlu 



Please scroll down for English
 
Rejenerasyon… Bir canlıda gerçekleşen doku kaybı sonrasında, aynı cinsten ve aynı değerden hücrelerin çoğalarak eksilen hücrelerin yerini doldurması. Elbette bu tanımlama şunu da işaret etmekte: Rejeneratif bir süreç, dejeneratif bir sürecin sonucudur. Tıptan bilgisayar yazılımlarına, kentsel dönüşümden ekolojiye ve bilimden teolojiye çok geniş bir yelpazede ele alınan bu konu dahilinde olay şu şekilde gelişir: Önce yapı, bir bozulma ve yıpranma dönemine girer, fakat tam bu anda içindeki bazı negatif unsurları bünyesinden atmaya başlar. Eğer bu süreç başarılı olursa “yeni” oluşum dejenere dokunun içerisine yerleşir ve dejenerasyon–rejenerasyon döngüsü sağlanmış olur.

Rejeneratif süreç bu bağlamda sanatta çoklu okumalara açıktır: Sanat tarihi “sınırları ihlal etmenin” tarihiyse eğer; o zaman sürekli ele alınan bir tema ekseninde üretilen çalışmaların, aslında tam da konuyu dejenere ettikleri, bozdukları iddia edilebilir mi? Sanat, bazı imgeleri yozlaştırır mı? Bunun sonucunda o yapı bozulur/yozlaşır, fakat bunun aksine dejenere bir süreç dahilinde sisteme yeni bir önermeyle enjekte edilerek rejenerasyon sürecine girer mi? Peki eğer sisteme referans verilmeyen bir ironik kayıtsızlık hali sürdürülürse, yapı asla kendisini yenileyememe durumuna girerek “kendi yıkımının” bir parçasını da kendi içinde taşımaz mı?

Bu sorgulamalar ekseninde Yeni Anıt, Elif Çelebi, Orhan Cem Çetin, İnsel İnal, Ferhat Özgür Çağrı Saray ve  Rıfat Şahiner ; Fırat Arapoğlu küratörlüğünde “ Re/DeJenerasyon” sergisinde 4-17 Mayıs 2011 tarihleri arasında Sanatorium’da sanatseverlerle buluşacak. Etkinlik dahilinde 10 Mayıs saat 17:00’de moderatörlüğünü Can Ertaş’ın yapacağı, bir proje olarak Yeni Anıt ekseninde Ferhat Satıcı’nın “Doppler Etkisi: 2010 Offspace Odyssey” başlıklı konuşması ve 14 Mayıs saat 17:00’de moderatörlüğünü Guido Casaretto’nun üstleneceği sanatçı Orhan Cem Çetin’in “Konuşma, İş Yapıyorum” adlı performans ve konuşması gerçekleştirilecek.

Re/DeGeneration

Regeneration… The replacement of decaying cells by multiplying cells by the same kind and the same value after the tissue loss in a living being. Certainly, this definition also indicates the following: A regenerative process is the result of a degenerative process. Within the compass of this issue handled in a very broad framework from medicine to computer software, from urban transformation to ecology, and from science to theology, the events evolve as follows: First, the structure enters a phase of decay and corrosion, however, exactly at that moment it starts to remove some negative elements out of its body. If this process becomes successful the “new” formation settles into the degenerated tissue and the degeneration-regeneration cycle is fulfilled.

In this context, the regenerative process is open to multiple readings in art: If art history is the history of “violating the limits”, then is it possible to claim that works produced around a theme continuously dealt with might degenerate the subject matter? Does art corrupt some images? Does that structure becomes degenerated/corrupted as a result of this, but gets injected into the system with a new proposition within a degenerated process and enters a regenerative process in contrast to that? And what if an ironic state of indifference is maintained, does the structure enters a state of inability to renew itself and carries a part of its “own destruction” within itself?

Starting out with these questions, artists Yeni Anıt, Elif Çelebi, Orhan Cem Çetin, İnsel İnal, Ferhat Özgür, Çağrı Saray and Rıfat Şahiner  will meet with artlovers within the scope of “Re-De Rejeneration” curated by Fırat Arapoğlu between May, 4-17, 2011 at Sanatorium. The event will include the artist talk 10 May 17:00 p.m. as a project in pursuit of  Yeni Anıt  by Ferhat Satıcı “Doppler Effect: 2010 Offspace Odyssey” moderated by Can Ertaş, and the 14 May 17:00 p.m.  performance by Orhan Cem Çetin “Don’t Talk, I’m Busy” moderated by Guido Casaretto.
                                                 Photo by Orhan Cem Çetin


                            Photo By Orhan Cem Çetin



Photo By Sibel Kocakaya

                                                                                                     Photo By Sibel Kocakaya

                                                                                                   Photo By Sibel Kocakaya


Sergideki Çalışma ile İlgili 

Bu calismada yok olurken yeniden varolma, parcalanirken yine ve baska bicimlerde yeni gostergeleri refere etme uzerinden bir okuma yapmaya çalışan İnal, malzeme odakli bir anlatım metoduyla çalışmasını sergilemekte.

Kirilgan ve tertemiz şeffaf duruşuyla seyircisinin karşisina cıkarttiği mat ve tok malzemeyi, patlamaya hazır bir bomba imajı ile birleştiren İnal, 'Kırılırsa, patlarsa yok olur mu? Bana birşey olur mu?' sorusunu sordurturcasina, hissettiği riski seyircisiyle paylaşıyor.

Yeniden yeni bir anın yokolarak patlayarak en baştan, farklı formatlarda, her zaman karşımıza çıkması bir iyileşmenin değil, tam tersi hastalığın devam etmesi anlamina geliyor. Özellikle sermaye odaklı ivmelenmelerle, çıkışların ve inişlerin yaşandığı ve kırılmalar sonrası kırılan ve ayrılan taraflarda nefes aldığımız bu an ve alanların temsili bu çalışmanın amacı.

Yüksek gerçekçi anlatımı amaçlayan bir üretim tekniği ile oldukça geleneksel bir duruşa ait olmasına rağmen, duruşu ile değil, ifade ettiği ile seyircisinin karşısına çıkan bu çalışma, varlığı ile kesinlikle doldurdugu alanların dışını işaret ediyor. Yani  patlama ile oluşacak yokluğu, boş veya boşalan hatta radikal kararlarla boşaltılan alanları.

Yaşanılan ve haliyle sonuna kadar ele geçirildikçe tekrar dolu alanlara çevrilecek ve/veya dönüştürülecek boş alanlar. Gerçekten dönüşümler boş alanlardan mı başlar, yoksa boşaltılan alanlardan mı?

NOT: Uzlaşma 2 adlı politik kaygılar taşıyan bu iş, halen devam eden "Ateş Düştüğü Yeri Yakar" sergisindeki polis kasklarından oluşan çalışmamın devami niteliğindedir.

Sergi ile ilgili Cumhuriyet Gazetesi Ebru Nalan Sülün'ün 17 Mayıs 2011 tarihindeki yazısı için tıklayınız


12 Nisan 2011 Salı


"Gsb2011 Sergisi 2011"






İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü’nden
“GSB/2011 Sergisi”
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Güzel Sanatlar Bölümü’nün
öğretim elemanlarının eserlerinden oluşan
“GSB/2011Sergisi” 18-29 Nisan 2011 tarihleri arasında
İTÜ Taşkışla Yerleşkesi 102 numaralı sergi salonunda açılacak.  
Açılış: 19 Nisan 2011 Salı, Saat: 17:00
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin lisans öğrencilerine yönelik sanat dersleri yürüten Güzel Sanatlar Bölümü’nün sanatçı öğretim elemanlarının eserlerinden oluşan sergi, bölümün akademik çalışmalarının ve eğitimin bir parçası olarak düzenlenmektedir. Sergide, 2009-2011 yılları arasında ders vermiş, her biri alanında sanat üretimini başarıyla sürdüren öğretim elemanlarının yirmi sekizinin resim, seramik, heykel, fotoğraf, gravür, tekstil, uzun metrajlı film, video, yerleştirme türlerinde kırkı aşkın eseri yer alacak.
Sergiye katılacak sanatçılar (soyadına göre alfabetik sırayla): Sait Adalı, Aylin Akarvardar, Hüseyin Arda, Sena Başöz, Burçak Bingöl, Dağhan Celayir, Oruç Çakmaklı, Lale Çavuldur, Özgür Çiçek, Ferhan Gözgü Çelik, Tülay Ekler, Selçuk Fergökçe, Umut Germeç, Jacobo Mario Gandolfi, Güngör Güner, Fatih Hacıosmanoğlu, Desen Halıçınarlı, Oğuz Haşlakoğlu, Korkut İlhan, İnsel İnal, Aynur Karaağaç, Ahmet Keskin, Hülya Küpçüoğlu, Ayla Özkök, Serhat Özşen, Yener Pınarbaş, Yalçın Savuran, Golnar Tabibzadeh.
İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü’nde yürütülen derslere katılan öğrencilerin işlerinden oluşan bir diğer sergi ise, GSB/2011 Sergisi’ni takiben 2-13 Mayıs 2011 tarihleri arasında yine Taşkışla Yerleşkesi’nde açılacak.













13 Mart 2011 Pazar


"Ateş Düştüğü Yeri Yakar." Tütün Deposu


Türkiye İnsan Hakları Vakfı 20. Yıl Sergisi
DEPO

Tütün Deposu, Lüleci Hendek caddesi, no: 12, 34425, Tophane
Istanbul, Turkey
09 Mart- 22 Nisan 2011
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla ve ‘Sürmekte Olan Toplumsal Travmayla Baş Etme Projesi’ kapsamında Depo’da geniş katılımlı bir etkinlikler dizisi düzenleniyor.

...Ateşin Düştüğü Yer, insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal belleği canlı tutmayı ve hakikatle yüzleşme sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Gönüllülük esasında düzenlenen bu etkinlikler dizisi kapsamında bir sergi yer alacak, konu etrafında seminerler düzenlenecek, belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek ve bir katalog yayınlanacak.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla ve ‘Sürmekte Olan Toplumsal Travmayla Baş Etme Projesi’ kapsamında Depo’da geniş katılımlı bir etkinlikler dizisi düzenleniyor.

...Ateşin Düştüğü Yer, insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal belleği canlı tutmayı ve hakikatle yüzleşme sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Gönüllülük esasında düzenlenen bu etkinlikler dizisi kapsamında bir sergi yer alacak, konu etrafında seminerler düzenlenecek, belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek ve bir katalog yayınlanacak.

9 Mart 2011’de saat 18.30’da açılacak sergi, 10 Mart-22 Nisan 2011 tarihleri arasında izlenebilir.


Açılış: 9 Mart Çarşamba 2011, 18:30

Katalog Yazarları

Emre Zeytinoğlu
Erden Kosova
Eren Keskin
Fırat Arapoğlu
Mahmut Koyuncu
Murat Çelikkan
Nazan Üstündağ
Necmiye Alpay
Orhan Miroğlu
Öztürk Türkdoğan
Şebnem İşigüzel
Şebnem Korur Fincancı
Tanıl Bora
Ümit Kıvanç
Yıldırım Türker
                                       photo by Orhan Cem Çetin 
                                                     photo by Orhan Cem Çetin 
                                                   photo by Orhan Cem Çetin 

8 Ağustos 2010 Pazar


KİMLİKLER LÜTFEN!/IDs PLEASE!



KİMLİKLER LÜTFEN! / IDs PLEASE!

12 Ağustos - 17 Eylül 2010 – CER MODERN, Açılış: 19:00

Cermodern Sanat Müzesi ANKARA

Küratör/Curator: Fırat Arapoğlu



KİMLİKLER LÜTFEN!

Oysa yeni, zor düşünme biçiminin bir işareti olabilir.
Susan Sontag

Kimlik sözcüğü, kim ya da ne olunduğunu tanımlayan, bu kim olmanın sınırlarını çizen ya da onu belirleyen bir işlev görmektedir. Bu aynı zamanda, bir yakınlığı veya ilişkiselliği de gösterirken; farklılık kavramı ise, farklı olma durumunu, aynı olmamayı tanımlıyor ve başkalık, ayrımlılık anlamlarını içeriyor.

Üst-söylemler sanatın sınıf çelişkileri, kadın, gay/lezbiyen, göçmen, etnik köken gibi marjinal kimlikler konularını içermeyeceğini öne sürmekteydi/sürmektedir. Halbuki, sınıf çelişkilerinden kaçınılamaz. Aksine, bu noktada egemen bir ideoloji ve tek-söylemlilik yerine, çoğulculuğa ve demokrasiye dayalı tartışmacı bir sanat ve sanat tarihinin gerekliliğini göstermek ve 1990’lardan bu yana artan bir ivmeyle devam eden, Çağdaş Türkiye Sanatı içerisindeki “soykütük” ve “demokrasi” tartışmalarını geliştirmek gerekiyor.

Sanat kendisini kimlik tartışmalarından soyutlayamaz ve ortaya bir kimlik sorunsalını koyabilmek için de, öncelikle “kimlikler” ileri sürmesi lazım. Ancak bunun arkasından “öteki” ile ilişkiye geçebilecektir.


ID’S PLEASE!

But the new can be the sign of difficult thinking.
Susan Sontag

The term “identity” has a function of describing who you are or what you are, and of defining the boundaries of or determining who you are. While it shows at the same time closeness or relationality, the concept of difference describes the state of being different and of being not the same and includes the connotations of dissimilarity, differentiation.

Over-discourses have argued and still they do, that art does not include marginal identity issues such as the contradictions of class, femininity, gayness/lesbianship, migration, ethnic origin. However it is not possible to avoid contradictions of the class. Rather it is necessary to show the necessity to have a disputant art and history of art based upon pluralism and democracy should become argued instead of a hegemonic ideology and uniform discursivity, and also necessary to feed the discussions of “genealogy” and “democracy” accelerated from 1990s onwards within the Contemporary Turkish Art.

It is true that art can not isolate itself from the discussions of identity and that it should assert “identities” first in order to postulate an identity problematic. Only henceforth it can relate with the “Other”.

Küratör Fırat ARAPOĞLU

Yeni Anıt
Nancy Atakan
Öykü Potuoğlu
Fatih Balcı
Ergin Çavuşoğlu – Konstantin Bojanov
Elif Çelebi
Orhan Cem Çetin
Didem Dayı
Kardelen Fincancı
Tina Fischer
Genco Gülan
İnsel İnal
Gaye Yazıcıtunç İnal
Şükran Moral
Ali İbrahim Öcal
Mehmet Öğüt
Hülya Özdemir
Arzu Parten
Çağrı Saray
Rüçhan Şahinoğlu

Açılış: 12 Ağustos


Açılış Performansı: İnsel İnal, Masaj/Mesaj
For opening performans visuals please
click (tıklayın)



Photo by Gaye İnal









Photo by Gaye İnal


Sergideki projeye dair bilgiler için tıklayınız.


 
Sergi ile ilgili Hülya Küpçüoğlu'nun 27 Ağustos 2010 tarihli Haber Turk Gazetesi'nde yayınlananan yazısı
Sergi ile ilgili Ebru Nalan Sülün'un 24 ağustos 2010 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan yazısı

Sergi ile ilgili Bora Gürdaş'ın Eylül 2010 tarihli Milliyet Sanat Dergisi'ndeki yayınlanan yazısı


17 Mayıs 2010 Pazartesi





"Beden – Mekan / Bedenim Mekanımdır…"
14 Mayıs/21 Mayıs 2010
Akdeniz Üniversitesi Olbia Sanat Galerisi
Antalya
(Hülya Küpçüoğlu'nun Haziran 2010 tarihli Bosphorus Sanat Gazetesi'ndeki yazısına buradan ulaşabilirsiniz.)












"EL-TAŞ-EL-TAŞ-..."
Fotoblog üzeri 100 adet 12x12 fotoğraf baskı
Ahmet Sevim'in desteğiyle (http://www.xlprinthouse.com/)


Projem ile ilgili bilgi için tıklayınız.

"Beden – Mekan / Bedenim Mekanımdır…"
Küratör: Ebru Nalan SÜLÜN & Fırat ARAPOĞLU
Sergi Katalog Yazısı

Nietzsche felsefesinin izlerini süren Deleuze,tüm yaşamın bedenler aracılığı ile biçimleşen bir güç ilişkileri olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte, soykütüksel her bir fenomen de, birer gösterge, birer semptom olarak ele alınır; böylece felsefe de bir semioloji/semptomoloji olarak okunur.

Deleuze’ün bu sorgulamalarında iki kilit kavram karşımıza çıkar: Beden ve Bilinç. Güçlerin çatıştığı bir ortamda, gerçekliğin hiçbir niceliği kalmaz. Çünkü zaten gerçeklik gücün niceliği olarak tespit edilmiştir. Böylece şu ileri sürülebilir: Beden ve Bilinç arasındaki gerilimin niceliği dışında, başka bir gerçeklik yoktur.

Tekil açıdan beden, çoklu bir tekilliktir ve bizce; Deleuze’sel bir yorumla organsız bir beden, uzam-zaman dışı bir süre, sürekli oluşlarda biçimlenen ama kavramsallaştırılmadan kaçınan bir düşünce olanağı yaratmak amaçlanmalıdır. Diğer bir deyişle, minör yaklaşımlar ile kaçış çizgileri yaratmak…Çünkü bu bağlamda kaçınabildiğimiz ölçüde bir yenilik yaratılabilecektir.

Spinozism’de tanrısal uzam, bu uzamdan zihne açılan yollar tutkulara uzanır. Bu tutkular öylesine tutkulardır ki insanoğlunun köleliğe uzanmasına bile neden olur. Bireyin içerisinde bulunduğu kölelik hali zamanla sınırlarını kırmak ister. Öyle ki insanoğlu uzamsal boyutta zamansızlığa uzanmak ister.

Sorunumuz; Beden, kimlik, mekan, zaman, çevrenin önemi ve tüm bunların tam ortasında duran bireyin uzamsal boyutu üzerine bir kavram bilmecesi…






24 Mart 2010 Çarşamba























"KENDİ KULENİ YARAT" 2010

14 Mart 2010 Pazar


TURİST IN FORMATION






























































































































































































Birgün Gazetesi "İzmir'de Hep Turist Olmak." Firat Arapoğlu. 2 Nisan 2010


K2 Galeri, Çağdaş Sanatın 7 Sanatçısını Ağırlıyor

“Turist in Formation”

“Gezmek her zaman iyidir.”

Vincent Van Gogh


K2 Galeri 19 Mart - 20 Nisan 2010 tarihleri arasında açık kalacak olan “Turist in Formation” başlıklı sergide, İstanbullu yedi sanatçının, Şubat ayı içerisinde İzmir’e düzenledikleri bir gezi sonrasında İzmir ve İzmir ile ilgili ürettikleri işlerine ev sahipliği yapacak.

Cemile Kaptan, Didem Dayı Tirek, İnsel İnal, Orhan Cem Çetin, Rüçhan Şahinoğlu, Suat Öğüt ve Yeni Anıt, İzmir’e düzenledikleri bir gezi ile sergi öncesi ve sonrası geliştirdikleri tartışmalı diyalog ve entelektüel ilişkileri entelektüel bir alışverişle iddiaya dönüştürdüler. Sergide, bu iddialardan ortaya çıkan işler sergilenecek. 19 Mart saat 18 00'deki sergi açılışında İnsel İnal bir “performans” da gerçekleştirecek. Sergiye sanatçıların işlerini ve deneyimlerini yorumlayan bir de kitapçık eşlik edecek.

Firat Arapoglu


----------------------------------------------
(Sergi Katalog Yazısı)

“Kurban-Midye”
İnsel İnal “Kurban-Midye” adlı performansında rum mezesi olan midye dolma üzerinden çeşitli okumalar yapıyor. İnal’a göre doğulu Kürt vatandaşların üretimine geçen eskinin rum mezesi midye dolması, çeşitli metaforları da içinde barındırıyor. Hatta acı katılarak doğu kültürüyle yorumlanan yiyecek, tamamen bir göç sembolu halinde projenin içine dahil oluyor. İnce porselenler saray geleneğini çağrıştıran duruşuyla midye üzerinden bugünün göç bağlamını performansın merkezine taşıyor.
İzleyiciye ikram edilecek porselen midye dolmanın bulaşıklı kalıntıları, daha sonra sergi boyunca izlenebilir.
Sanatla daha demokratik bir ortam oluşturulabileceğine inanan İnal, özellikle performans projelerini dialoglar üzerinden geliştirerek, seramik ve porselen malzemesini farklı bağlamlarla kullanarak yeni algılar, yeni ifadeler ve yeni farkındalıklar yaratmayı denemektedir.

9 Ocak 2010 Cumartesi


Cennet Mahallesi'nde Tasinabilir Sanat Sergisi




Kendi Şehrini Yarat
Yerleştirme
2009

2008 yılında ‘Hakkımda Ne Biliyorsun?” sergisi için üretilen bu çalı;mada, İnsel İnal daha önce gerçekleştirdiği ‘Kendi Bahçeni Yarat’ performansının devamı niteliğindeki ‘Kendi Şehrini Yarat’ projesinde seyircisine şehrini sorgulatmayı amaçlıyor.


Sanatçı kırılgan 1000 seramik Lego parçasıyla oluşturduğu projesinde yaratılmak istenen şehir silueti esnasında kırılanlara dikkat çekiyor. Kırılmayı, hayatın oyunsu kurgusunda, yok olma bağlamından kopartarak, yeni bir gerçeğe bürünüşünü tekrar ve tekrar işaret eden çalışma, kırılan parçaların dışlanmışlığıyla ilgili eğretilemelerde bulunuyor.

Kırılan seramik parçalarının, esas olup olmadığıyla ilgilenen İnal, farklı sosyal yapılarda yaşayanların birbirleri hakkındaki görüşlerini ve önyargılarını anımsatan bir resim çiziyor.

Göç eden ve şehrin kenarında, merkezden uzak yaşayan kişiyi ötekileştirmeden, hakkında bilinenleri seyirciye sorgulatmayı amaçlatan bu proje, farklı sosyal sınıfları kırılan ile dizilen, aşağıdaki ile yukarıdaki olarak bize gösteriyor.


Dizilenlerin monoton yapısını, çelişkileriyle ve düzensizlikleriyle bozanların öteki olduklarına işaret eden bu proje, yukarıdakilerin dizilen, aşağıdakilerin ise kırılarak ayaklar altında ezilen olduğunu göstererek belkide dizene, yanlışlıkla kırmaktan ve kırılanlara basmaktan dolayı kendini suçlu hissettiriyor.

"Hakkımda Ne Biliyorsun?" sergi işleri hakkında bilgi almak için lütfen burayı tıklayın. 
Sergi Exhibition etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

15 Eylül 2011 Perşembe


Anadolu'da bir video sergisi



"BOĞUCU KÜLTÜR  (JEAN DUBUFFET'YE GÖNDERMEYLE) "
VİDEO SERGİSİ MALATYA'DA
Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu'nun yaptığı "Boğucu Kültür (Jean Dubuffet'ye Göndermeyle)" başlıklı video ve performanslardan oluşan bir seçki, 17 Eylül 2011 tarihinde, Malatya Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı'nda açılacak.
Battalgazi (Eski Malatya) ilçesindeki IV. Uluslararası Kervansaray Buluşması etkinliği kapsamında yer alan etkinlikte Ferhat Kamil Satıcı ve Serdar Yılmaz, Gülçin Aksoy, Mehmet Ali Boran, Mehmet Çeper, Itır Demir, İnsel İnal, Saliha Kasap, Ali İbrahim Öcal, Mehmet Öğüt, Suat Öğüt, Hülya Özdemir, Çağrı Saray ve Fatih Tan çalışmaları ile yer alacaklar.
Etkinlik kapsamında ayrıca 18 Eylül 2011 tarihinde, saat 15.00’te, "Dubuffet'nin boğucu kültür tespitinden hareketle günümüz sanatının sunduğu yapı ve/veya form nasıl açımlanabilir? "konulu bir panel düzenlenecek. Moderatörlüğünü Fırat Arapoğlu'nun yapacağı panele Erden Kosova ve Derya Yücel konuşmacı olarak katılacak.
Birçok resmi ve sivil kuruluşun desteklediği uluslararası etkinlik ve sergiye dair detaylar www.kervansaraybulusmasi.net isimli internet sitesinden takip edilebilir.
Boğucu Kültür (Jean Dubuffet'ye Göndermeyle)
Beden sosyolojisi kapsamında bazı araştırmacılar bedeni inşa edilen, şekillendirilen ve biçimlendirilen bir olgu olarak ele alırlar ve birey, aldığı eğitim ve bilgilendirmeler ile yüklenmektedir ki; bu bağlamda kültür, sanat ve bilim bu dönüştürmenin önemli alanlarındandır.
Bu bağlamda kültür ve sanat üzerinden kitlesel algıdaki bazı durumları tespit edebilmek mümkündür. Kültür –büyük harfle-, özellikle halka kabul ettirmek istediği yapılar için ilişkiselliğe dayalı bir sunumdan ziyade, sadece saygı duymaya dayalı edilgen bir yapı gösterir. Bundan dolayı da kültürel ya da sanatsal üretime bağlı olarak, halk sanatsal ve kültürel yaratılara (bilim de dahil olarak) dolaysız bir bağlılıkla değil, aksine sadece önünde saygınlıkla eğilerek girebilmiştir/girebilmektedir. Kültürün, zaten Frankfurt Okulu teorisyenlerinin ustaca adlandırdıkları gibi bir "kültür endüstrisi" içerisinde toplumun inşasında oynadığı rol azımsanabilir mi?
"Toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda entelektüel gücüdür. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda zihinsel üretim araçlarının denetimine de sahiptir" şeklinde Dubuffet2nin alıntıladığı önermeden hareketle geçmişin ve bugünün ürünlerine değer veren, onları koruma altına alan ve yayan ve bunu "kültür mirası" olarak imleyerek, seçkinci bir konuma yükselten kültürel kodlanmalar nasıl deşifre edilebilir? Yukarıda bahsedilen kültürün tepeden dayatmacı tutumu nasıl ters-yüz edilerek, ilişkiselliğe dayalı, iletişime dayalı bir kültürel-sanatsal tasarım sunulabilir? Ekseni bu şekilde tasarlanan bir etkinliğin (sergi, panel, sempozyum vb.) sonuçları, kültüre dair sanatçının, küratörün, kurumların ve hepsinden önemlisi sanatı alımlayan kitlelerin bakış açısına dair önemli ipuçları sunacaktır.

Bu sergiye İnsel İnal Edirne Kırkpınar'da çektiği bir video ile katıldı. Sanatçı kimliğiyle kispet giyerek meydanda bir güreşçi ile güreşen İnal, bu performansını videoda kurguladı.  Sanatçı kimlik özellikleriyle ürettiği serinin bir parçası olan bu video çalışmasına, Harun  Töle ve Aydın Ketenağ katkı sağlamışlardır. 
                                   "Love Me Tender, 2011. Video"



Birgün Gazetesi'ndeki habere ulaşmak için tıklayınız.

Etkinliğin linki için tıklayınız. 

http://www.kervansaraybulusmasi.net/sergi.html

7 Mayıs 2011 Cumartesi


“Yüzeyde Aşınmalar”


Sergi - Exhibition
Küratör - Curated by
Erkan Doğanay

Galeri Art Suit
17 Mayıs 2011 
ART Suites Gallery Balo Sokak No:40 Beyoğlu / İSTANBUL
 0212 245 84 00





Beyoğlu Balo Sokak’ta, Doğançay Müzesi bitişiğinde, Akademililer Sanat Merkezi karşısında konumlanan beş katlı tarihi bina, 17 Mayıs tarihinden itibaren sanat galerisi olarak faaliyette olacaktır. İki Rum mimar tarafından inşa edilen yapı yüz otuz yıla yaklaşan kendi tarihi ile Türkiye sanatına yeni bir mekan oluşturacaktır. Seyfi Kaya’ya ait olan bina yaklaşık iki yıla varan restorasyon sonucunda sanat galerisi olarak hayatina devam edecektir. 

Beyoğlu’ndaki galerinin açılış sergisinde kentsel dönüşümün yoğun yaşandığı bir bölgede yeniden yaşama kazandırılmış tarihi bir binada yine kent üzerine söylemleri olan sanatçıların yer aldığı bir karma sergi ile kapıları açılmakta…

Kente dair olguların temsili sanatın görünür kıldığı ve bir farkındalık yarattığı başat konular arasındadır. Sanatın tarihinde kent ya da kente dair görünümlerin çarpıcı bir formda realist sunumlarından tutun da, ütopik kent tasarımlarına kadar buna şahit olunmaktadır.

Şüphesiz kent belleği farklı geçmiş deneyimleri nedeniyle her bir bireyde farklı imgelerin  billurlaşmasına neden olur. Her bir kentli, kentin belirli kısımlarında ikamet eder ya da çalışır ve bu orasıyla ilgili olarak farklı anıların ve dolayısıyla anlamların ortaya çıkmasıyla sonuçlanır.

İşte bu noktada küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın üstlendiği, sergi metnini Fırat Arapoğlu’nun kaleme aldığı “Yüzeyde Aşınmalar” başlıklı sergi, farklı yaş, cinsiyet ve kültür gruplarına ait olan 11 sanatçıyla kent ve kente dair imgelerin yarattıkları etkileri görünür kılmayı amaçlıyor. 

Seçil Büyükkan, Zeynep Bingöl Çiftçi, Erkan Doğanay, Çağdaş Erçelik, Tine Fischer, Deniz Gökduman, İnsel İnal, Coşkun Sami, Fırat Uysal, Serkan Yüksel ve Semih Zeki’nin çalışmaları ile yer alacağı sergi 17 Mayıs – 17 Haziran 2011 tarihleri arasında ART Suites Gallery’de izlenebilir.

13 Nisan 2011 Çarşamba


"Los Angeles - İstanbul Bağlantısı"


7-30 Mayıs, 2011
Sanatçılar: İnsel İnal, Saliha Kasap, Elif Öner, Ozan Oganer, Alper Şen
Carol Es, Gul & Arzu, Marcie Kaufman, Blair Townsend
Küratörler: Arzu Arda Koşar & Saliha Kasap

Sergi ile ilgili tıklayınız 1 2.

Scroll down for english 


                18th Street Arts Center, beş İstanbul  ve beş Los Angeles’li sanatçıyı 7-30 Mayıs tarihleri arasında “Los Angeles - İstanbul Bağlantısı”  isimli sergide bir araya getirmektedir.
                Bu sergi, İstanbul Sanat Limanı koordinatörü Saliha Kasap ve 18th Street Arts Center’da resident sanatçısı, Gül-Arzu kolektifinden Arzu Arda Koşar tarafından ortak bir küratörlük çalışması olarak üretilmiştir.
                İlhamını İstanbul ve Los Angeles sanat ortamının birbiriyle örtüşen özelliklerinden alan serginin çıkış noktası, her iki şehrinde Avrupa veya New York’taki sanat piyasalarına kıyasla, daha alçak gönüllü duruşa sahip olmasıdır. Kurumsal desteklere rağmen bünyelerinde hergün dahada canlanan, dopdolu bir sanat ortamını barındırması, bu iki şehirin sanatsal üretim çıktılarını benzer kılmaktadır.  Los Angeles ve İstanbul'daki sanat ortamlarının deneysel ve tam bağımsız oluşum ortak paydalarından yola çıkan  Kasap ve Koşar, iki şehrin sanatçılarını bir araya getiren bu sergiyi düzenlemiştir.
Los Angeles - İstanbul Bağlantısı” son yıllarda gitgide daha heyecan uyandıran, güncel Türk sanatında varlık gösteren beş sanatçının işlerini Los Angeles’ta benzer çalışmalarda bulunan beş sanatçının işiyle yanyana getiriyor. Sergi farklı kültürel ve politik  paradigmalara sahip bu iki şehirde üretilen sanat arasında benzerlik ve bağlantıların altını çiziyor.
Sergide video sanatçısı Alper Şen’in betimlediği çöp avcıları, tasarımcı Blair Townsend’in artık plastik oyuncaklardan yaptığı hali ile diyalog kurarken, Ozan Oganer’in bir çocukluk anısından yola çıkarak ürettiği dantel heykel, Carol Es’in çocukluk travmalarından esinlenen ve içinde dikişle nakış öğeleri içeren tablosu ile parallelik göstermekte. 
Saliha Kasap’in böceğimsi şehir manzaraları, Marcie Kaufman’in insana neyi baktığını şaşırtan endüstriyel tablolarını andırmakta. 
Elif Öner’in zaman ve mekan kavramlarını zorlayan, mitik ve düşünsel öğeler taşıyan videosu ise aynı mekanda solo sergisi gerçekleşen bütünü ancak havadan gözlemlenebilen açık mekanda alan yerleştirmeler yapan Andrew Rogers’in işleri ile karşılıklı anlatım içinde.
İnsel İnal’ın sokak çocuklarının ellerinden oluşan foto-dökümantasyonu, sanatı atölye ve galeri sınırlarınının dışına taşıyan ve çalışmaları sanat ve farklı disiplinleri buluşturan Los Angeles bazlı sanat koletifi Gul-Arzu’nun işleriyle ortak kaygılar taşımakta. 


 
Los Angeles-Istanbul Connection
May 7-30, 2011
Opening reception: Saturday, May 7, 6-9pm
Artists: Insel Inal, Saliha Kasap, Elif Oner, Ozan Oganer, Alper Sen
Carol Es, Gul & Arzu, Marcie Kaufman, Blair Townsend
Curated by: Arzu Arda Kosar & Saliha Kasap
http://losangelesistanbul.weebly.com
Santa Monica, Ca-Beginning May 7 through May 30, 2011, five Turkish artists and five Los Angeles artists join forces to present a dynamic intercultural collaborative project, entitled, Los Angeles-Istanbul Connection in 18th Street’s Project Room. This exhibition features provocative paintings, sculptures, photography, video and installations by artists: Carol Es, Gul Cagin, Insel Inal, Saliha Kasap, Marcie Kaufman, Arzu Arda Kosar, Elif Oner, Ozan Oganer, Alper Sen and Blair Townsend. The opening reception takes place on May 7, 6:00 p.m.-9:00 p.m.
This exhibition is a curatorial collaboration between Saliha Kasap in Istanbul, Turkey, Arzu Arda Kosar, a resident artist at the 18th Street Arts Center in Santa Monica, Ca, and part of the Los Angeles based duo “Gul & Arzu.”
Inspired by the myriad of similarities between Istanbul and Los Angeles art worlds, both of which boast increasingly vibrant art scenes that may lack an art market akin to Europe or New York, but counterbalance this conception with the experimental and exciting works burgeoning out of these two cities; Kasap and Kosar have curated a show that brings together contemporary artists from Istanbul, Turkey and Los Angeles.
Los Angeles-Istanbul Connection features selected works by five contemporary Turkish artists currently emerging in the ever more compelling contemporary art scene in Istanbul juxtaposed with five L.A. artists whose works are in a similar vein. This show identifies the similarities and connections between the work of 10 contemporary artists that originate from two cities whose cultural and political paradigms are extremely disparate. As Turkish artist Sen’s video documentary on discarded material is in dialogue with L.A. artist Townsend’s rug made of superfluous plastic toys. In the same sense, Turkish artist Oganer’s lace sculpture corresponds with L.A. artist Es’ work that incorporates elements of sewing. Turkish artist and curator Kasap’s insect-like cityscape photo collages relate to Marcie Kaufman’s disorienting industrial images, while Turkish artist Oner’s video that suggests a mythical sense of timelessness and spacelessness correspond with images of land art by Andrew Rogers presented in the main gallery. Turkish artist Inal’s photo documentation of “street kids” that takes art into public realm and incorporates interdisciplinary elements corresponds with LA based Gul & Arzu’s socially work.

Re/DeJenerasyon

Sergi Exhibition 
04-17 05 2011
Yeni Anıt, Elif Çelebi, Orhan Cem Çetin, İnsel İnal, Ferhat Özgür Çağrı Saray ve  Rıfat Şahiner
Küratör: Fırat Arapoğlu 



Please scroll down for English
 
Rejenerasyon… Bir canlıda gerçekleşen doku kaybı sonrasında, aynı cinsten ve aynı değerden hücrelerin çoğalarak eksilen hücrelerin yerini doldurması. Elbette bu tanımlama şunu da işaret etmekte: Rejeneratif bir süreç, dejeneratif bir sürecin sonucudur. Tıptan bilgisayar yazılımlarına, kentsel dönüşümden ekolojiye ve bilimden teolojiye çok geniş bir yelpazede ele alınan bu konu dahilinde olay şu şekilde gelişir: Önce yapı, bir bozulma ve yıpranma dönemine girer, fakat tam bu anda içindeki bazı negatif unsurları bünyesinden atmaya başlar. Eğer bu süreç başarılı olursa “yeni” oluşum dejenere dokunun içerisine yerleşir ve dejenerasyon–rejenerasyon döngüsü sağlanmış olur.

Rejeneratif süreç bu bağlamda sanatta çoklu okumalara açıktır: Sanat tarihi “sınırları ihlal etmenin” tarihiyse eğer; o zaman sürekli ele alınan bir tema ekseninde üretilen çalışmaların, aslında tam da konuyu dejenere ettikleri, bozdukları iddia edilebilir mi? Sanat, bazı imgeleri yozlaştırır mı? Bunun sonucunda o yapı bozulur/yozlaşır, fakat bunun aksine dejenere bir süreç dahilinde sisteme yeni bir önermeyle enjekte edilerek rejenerasyon sürecine girer mi? Peki eğer sisteme referans verilmeyen bir ironik kayıtsızlık hali sürdürülürse, yapı asla kendisini yenileyememe durumuna girerek “kendi yıkımının” bir parçasını da kendi içinde taşımaz mı?

Bu sorgulamalar ekseninde Yeni Anıt, Elif Çelebi, Orhan Cem Çetin, İnsel İnal, Ferhat Özgür Çağrı Saray ve  Rıfat Şahiner ; Fırat Arapoğlu küratörlüğünde “ Re/DeJenerasyon” sergisinde 4-17 Mayıs 2011 tarihleri arasında Sanatorium’da sanatseverlerle buluşacak. Etkinlik dahilinde 10 Mayıs saat 17:00’de moderatörlüğünü Can Ertaş’ın yapacağı, bir proje olarak Yeni Anıt ekseninde Ferhat Satıcı’nın “Doppler Etkisi: 2010 Offspace Odyssey” başlıklı konuşması ve 14 Mayıs saat 17:00’de moderatörlüğünü Guido Casaretto’nun üstleneceği sanatçı Orhan Cem Çetin’in “Konuşma, İş Yapıyorum” adlı performans ve konuşması gerçekleştirilecek.

Re/DeGeneration

Regeneration… The replacement of decaying cells by multiplying cells by the same kind and the same value after the tissue loss in a living being. Certainly, this definition also indicates the following: A regenerative process is the result of a degenerative process. Within the compass of this issue handled in a very broad framework from medicine to computer software, from urban transformation to ecology, and from science to theology, the events evolve as follows: First, the structure enters a phase of decay and corrosion, however, exactly at that moment it starts to remove some negative elements out of its body. If this process becomes successful the “new” formation settles into the degenerated tissue and the degeneration-regeneration cycle is fulfilled.

In this context, the regenerative process is open to multiple readings in art: If art history is the history of “violating the limits”, then is it possible to claim that works produced around a theme continuously dealt with might degenerate the subject matter? Does art corrupt some images? Does that structure becomes degenerated/corrupted as a result of this, but gets injected into the system with a new proposition within a degenerated process and enters a regenerative process in contrast to that? And what if an ironic state of indifference is maintained, does the structure enters a state of inability to renew itself and carries a part of its “own destruction” within itself?

Starting out with these questions, artists Yeni Anıt, Elif Çelebi, Orhan Cem Çetin, İnsel İnal, Ferhat Özgür, Çağrı Saray and Rıfat Şahiner  will meet with artlovers within the scope of “Re-De Rejeneration” curated by Fırat Arapoğlu between May, 4-17, 2011 at Sanatorium. The event will include the artist talk 10 May 17:00 p.m. as a project in pursuit of  Yeni Anıt  by Ferhat Satıcı “Doppler Effect: 2010 Offspace Odyssey” moderated by Can Ertaş, and the 14 May 17:00 p.m.  performance by Orhan Cem Çetin “Don’t Talk, I’m Busy” moderated by Guido Casaretto.
                                                 Photo by Orhan Cem Çetin


                            Photo By Orhan Cem Çetin



Photo By Sibel Kocakaya

                                                                                                     Photo By Sibel Kocakaya

                                                                                                   Photo By Sibel Kocakaya


Sergideki Çalışma ile İlgili 

Bu calismada yok olurken yeniden varolma, parcalanirken yine ve baska bicimlerde yeni gostergeleri refere etme uzerinden bir okuma yapmaya çalışan İnal, malzeme odakli bir anlatım metoduyla çalışmasını sergilemekte.

Kirilgan ve tertemiz şeffaf duruşuyla seyircisinin karşisina cıkarttiği mat ve tok malzemeyi, patlamaya hazır bir bomba imajı ile birleştiren İnal, 'Kırılırsa, patlarsa yok olur mu? Bana birşey olur mu?' sorusunu sordurturcasina, hissettiği riski seyircisiyle paylaşıyor.

Yeniden yeni bir anın yokolarak patlayarak en baştan, farklı formatlarda, her zaman karşımıza çıkması bir iyileşmenin değil, tam tersi hastalığın devam etmesi anlamina geliyor. Özellikle sermaye odaklı ivmelenmelerle, çıkışların ve inişlerin yaşandığı ve kırılmalar sonrası kırılan ve ayrılan taraflarda nefes aldığımız bu an ve alanların temsili bu çalışmanın amacı.

Yüksek gerçekçi anlatımı amaçlayan bir üretim tekniği ile oldukça geleneksel bir duruşa ait olmasına rağmen, duruşu ile değil, ifade ettiği ile seyircisinin karşısına çıkan bu çalışma, varlığı ile kesinlikle doldurdugu alanların dışını işaret ediyor. Yani  patlama ile oluşacak yokluğu, boş veya boşalan hatta radikal kararlarla boşaltılan alanları.

Yaşanılan ve haliyle sonuna kadar ele geçirildikçe tekrar dolu alanlara çevrilecek ve/veya dönüştürülecek boş alanlar. Gerçekten dönüşümler boş alanlardan mı başlar, yoksa boşaltılan alanlardan mı?

NOT: Uzlaşma 2 adlı politik kaygılar taşıyan bu iş, halen devam eden "Ateş Düştüğü Yeri Yakar" sergisindeki polis kasklarından oluşan çalışmamın devami niteliğindedir.

Sergi ile ilgili Cumhuriyet Gazetesi Ebru Nalan Sülün'ün 17 Mayıs 2011 tarihindeki yazısı için tıklayınız


12 Nisan 2011 Salı


"Gsb2011 Sergisi 2011"






İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü’nden
“GSB/2011 Sergisi”
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Güzel Sanatlar Bölümü’nün
öğretim elemanlarının eserlerinden oluşan
“GSB/2011Sergisi” 18-29 Nisan 2011 tarihleri arasında
İTÜ Taşkışla Yerleşkesi 102 numaralı sergi salonunda açılacak.  
Açılış: 19 Nisan 2011 Salı, Saat: 17:00
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin lisans öğrencilerine yönelik sanat dersleri yürüten Güzel Sanatlar Bölümü’nün sanatçı öğretim elemanlarının eserlerinden oluşan sergi, bölümün akademik çalışmalarının ve eğitimin bir parçası olarak düzenlenmektedir. Sergide, 2009-2011 yılları arasında ders vermiş, her biri alanında sanat üretimini başarıyla sürdüren öğretim elemanlarının yirmi sekizinin resim, seramik, heykel, fotoğraf, gravür, tekstil, uzun metrajlı film, video, yerleştirme türlerinde kırkı aşkın eseri yer alacak.
Sergiye katılacak sanatçılar (soyadına göre alfabetik sırayla): Sait Adalı, Aylin Akarvardar, Hüseyin Arda, Sena Başöz, Burçak Bingöl, Dağhan Celayir, Oruç Çakmaklı, Lale Çavuldur, Özgür Çiçek, Ferhan Gözgü Çelik, Tülay Ekler, Selçuk Fergökçe, Umut Germeç, Jacobo Mario Gandolfi, Güngör Güner, Fatih Hacıosmanoğlu, Desen Halıçınarlı, Oğuz Haşlakoğlu, Korkut İlhan, İnsel İnal, Aynur Karaağaç, Ahmet Keskin, Hülya Küpçüoğlu, Ayla Özkök, Serhat Özşen, Yener Pınarbaş, Yalçın Savuran, Golnar Tabibzadeh.
İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü’nde yürütülen derslere katılan öğrencilerin işlerinden oluşan bir diğer sergi ise, GSB/2011 Sergisi’ni takiben 2-13 Mayıs 2011 tarihleri arasında yine Taşkışla Yerleşkesi’nde açılacak.













13 Mart 2011 Pazar


"Ateş Düştüğü Yeri Yakar." Tütün Deposu


Türkiye İnsan Hakları Vakfı 20. Yıl Sergisi
DEPO

Tütün Deposu, Lüleci Hendek caddesi, no: 12, 34425, Tophane
Istanbul, Turkey
09 Mart- 22 Nisan 2011
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla ve ‘Sürmekte Olan Toplumsal Travmayla Baş Etme Projesi’ kapsamında Depo’da geniş katılımlı bir etkinlikler dizisi düzenleniyor.

...Ateşin Düştüğü Yer, insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal belleği canlı tutmayı ve hakikatle yüzleşme sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Gönüllülük esasında düzenlenen bu etkinlikler dizisi kapsamında bir sergi yer alacak, konu etrafında seminerler düzenlenecek, belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek ve bir katalog yayınlanacak.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla ve ‘Sürmekte Olan Toplumsal Travmayla Baş Etme Projesi’ kapsamında Depo’da geniş katılımlı bir etkinlikler dizisi düzenleniyor.

...Ateşin Düştüğü Yer, insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal belleği canlı tutmayı ve hakikatle yüzleşme sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Gönüllülük esasında düzenlenen bu etkinlikler dizisi kapsamında bir sergi yer alacak, konu etrafında seminerler düzenlenecek, belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek ve bir katalog yayınlanacak.

9 Mart 2011’de saat 18.30’da açılacak sergi, 10 Mart-22 Nisan 2011 tarihleri arasında izlenebilir.


Açılış: 9 Mart Çarşamba 2011, 18:30

Katalog Yazarları

Emre Zeytinoğlu
Erden Kosova
Eren Keskin
Fırat Arapoğlu
Mahmut Koyuncu
Murat Çelikkan
Nazan Üstündağ
Necmiye Alpay
Orhan Miroğlu
Öztürk Türkdoğan
Şebnem İşigüzel
Şebnem Korur Fincancı
Tanıl Bora
Ümit Kıvanç
Yıldırım Türker
                                       photo by Orhan Cem Çetin 
                                                     photo by Orhan Cem Çetin 
                                                   photo by Orhan Cem Çetin 

8 Ağustos 2010 Pazar


KİMLİKLER LÜTFEN!/IDs PLEASE!



KİMLİKLER LÜTFEN! / IDs PLEASE!

12 Ağustos - 17 Eylül 2010 – CER MODERN, Açılış: 19:00

Cermodern Sanat Müzesi ANKARA

Küratör/Curator: Fırat Arapoğlu



KİMLİKLER LÜTFEN!

Oysa yeni, zor düşünme biçiminin bir işareti olabilir.
Susan Sontag

Kimlik sözcüğü, kim ya da ne olunduğunu tanımlayan, bu kim olmanın sınırlarını çizen ya da onu belirleyen bir işlev görmektedir. Bu aynı zamanda, bir yakınlığı veya ilişkiselliği de gösterirken; farklılık kavramı ise, farklı olma durumunu, aynı olmamayı tanımlıyor ve başkalık, ayrımlılık anlamlarını içeriyor.

Üst-söylemler sanatın sınıf çelişkileri, kadın, gay/lezbiyen, göçmen, etnik köken gibi marjinal kimlikler konularını içermeyeceğini öne sürmekteydi/sürmektedir. Halbuki, sınıf çelişkilerinden kaçınılamaz. Aksine, bu noktada egemen bir ideoloji ve tek-söylemlilik yerine, çoğulculuğa ve demokrasiye dayalı tartışmacı bir sanat ve sanat tarihinin gerekliliğini göstermek ve 1990’lardan bu yana artan bir ivmeyle devam eden, Çağdaş Türkiye Sanatı içerisindeki “soykütük” ve “demokrasi” tartışmalarını geliştirmek gerekiyor.

Sanat kendisini kimlik tartışmalarından soyutlayamaz ve ortaya bir kimlik sorunsalını koyabilmek için de, öncelikle “kimlikler” ileri sürmesi lazım. Ancak bunun arkasından “öteki” ile ilişkiye geçebilecektir.


ID’S PLEASE!

But the new can be the sign of difficult thinking.
Susan Sontag

The term “identity” has a function of describing who you are or what you are, and of defining the boundaries of or determining who you are. While it shows at the same time closeness or relationality, the concept of difference describes the state of being different and of being not the same and includes the connotations of dissimilarity, differentiation.

Over-discourses have argued and still they do, that art does not include marginal identity issues such as the contradictions of class, femininity, gayness/lesbianship, migration, ethnic origin. However it is not possible to avoid contradictions of the class. Rather it is necessary to show the necessity to have a disputant art and history of art based upon pluralism and democracy should become argued instead of a hegemonic ideology and uniform discursivity, and also necessary to feed the discussions of “genealogy” and “democracy” accelerated from 1990s onwards within the Contemporary Turkish Art.

It is true that art can not isolate itself from the discussions of identity and that it should assert “identities” first in order to postulate an identity problematic. Only henceforth it can relate with the “Other”.

Küratör Fırat ARAPOĞLU

Yeni Anıt
Nancy Atakan
Öykü Potuoğlu
Fatih Balcı
Ergin Çavuşoğlu – Konstantin Bojanov
Elif Çelebi
Orhan Cem Çetin
Didem Dayı
Kardelen Fincancı
Tina Fischer
Genco Gülan
İnsel İnal
Gaye Yazıcıtunç İnal
Şükran Moral
Ali İbrahim Öcal
Mehmet Öğüt
Hülya Özdemir
Arzu Parten
Çağrı Saray
Rüçhan Şahinoğlu

Açılış: 12 Ağustos


Açılış Performansı: İnsel İnal, Masaj/Mesaj
For opening performans visuals please
click (tıklayın)



Photo by Gaye İnal









Photo by Gaye İnal


Sergideki projeye dair bilgiler için tıklayınız.


 
Sergi ile ilgili Hülya Küpçüoğlu'nun 27 Ağustos 2010 tarihli Haber Turk Gazetesi'nde yayınlananan yazısı
Sergi ile ilgili Ebru Nalan Sülün'un 24 ağustos 2010 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan yazısı

Sergi ile ilgili Bora Gürdaş'ın Eylül 2010 tarihli Milliyet Sanat Dergisi'ndeki yayınlanan yazısı


17 Mayıs 2010 Pazartesi





"Beden – Mekan / Bedenim Mekanımdır…"
14 Mayıs/21 Mayıs 2010
Akdeniz Üniversitesi Olbia Sanat Galerisi
Antalya
(Hülya Küpçüoğlu'nun Haziran 2010 tarihli Bosphorus Sanat Gazetesi'ndeki yazısına buradan ulaşabilirsiniz.)












"EL-TAŞ-EL-TAŞ-..."
Fotoblog üzeri 100 adet 12x12 fotoğraf baskı
Ahmet Sevim'in desteğiyle (http://www.xlprinthouse.com/)


Projem ile ilgili bilgi için tıklayınız.

"Beden – Mekan / Bedenim Mekanımdır…"
Küratör: Ebru Nalan SÜLÜN & Fırat ARAPOĞLU
Sergi Katalog Yazısı

Nietzsche felsefesinin izlerini süren Deleuze,tüm yaşamın bedenler aracılığı ile biçimleşen bir güç ilişkileri olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte, soykütüksel her bir fenomen de, birer gösterge, birer semptom olarak ele alınır; böylece felsefe de bir semioloji/semptomoloji olarak okunur.

Deleuze’ün bu sorgulamalarında iki kilit kavram karşımıza çıkar: Beden ve Bilinç. Güçlerin çatıştığı bir ortamda, gerçekliğin hiçbir niceliği kalmaz. Çünkü zaten gerçeklik gücün niceliği olarak tespit edilmiştir. Böylece şu ileri sürülebilir: Beden ve Bilinç arasındaki gerilimin niceliği dışında, başka bir gerçeklik yoktur.

Tekil açıdan beden, çoklu bir tekilliktir ve bizce; Deleuze’sel bir yorumla organsız bir beden, uzam-zaman dışı bir süre, sürekli oluşlarda biçimlenen ama kavramsallaştırılmadan kaçınan bir düşünce olanağı yaratmak amaçlanmalıdır. Diğer bir deyişle, minör yaklaşımlar ile kaçış çizgileri yaratmak…Çünkü bu bağlamda kaçınabildiğimiz ölçüde bir yenilik yaratılabilecektir.

Spinozism’de tanrısal uzam, bu uzamdan zihne açılan yollar tutkulara uzanır. Bu tutkular öylesine tutkulardır ki insanoğlunun köleliğe uzanmasına bile neden olur. Bireyin içerisinde bulunduğu kölelik hali zamanla sınırlarını kırmak ister. Öyle ki insanoğlu uzamsal boyutta zamansızlığa uzanmak ister.

Sorunumuz; Beden, kimlik, mekan, zaman, çevrenin önemi ve tüm bunların tam ortasında duran bireyin uzamsal boyutu üzerine bir kavram bilmecesi…






24 Mart 2010 Çarşamba























"KENDİ KULENİ YARAT" 2010

14 Mart 2010 Pazar


TURİST IN FORMATION






























































































































































































Birgün Gazetesi "İzmir'de Hep Turist Olmak." Firat Arapoğlu. 2 Nisan 2010


K2 Galeri, Çağdaş Sanatın 7 Sanatçısını Ağırlıyor

“Turist in Formation”

“Gezmek her zaman iyidir.”

Vincent Van Gogh


K2 Galeri 19 Mart - 20 Nisan 2010 tarihleri arasında açık kalacak olan “Turist in Formation” başlıklı sergide, İstanbullu yedi sanatçının, Şubat ayı içerisinde İzmir’e düzenledikleri bir gezi sonrasında İzmir ve İzmir ile ilgili ürettikleri işlerine ev sahipliği yapacak.

Cemile Kaptan, Didem Dayı Tirek, İnsel İnal, Orhan Cem Çetin, Rüçhan Şahinoğlu, Suat Öğüt ve Yeni Anıt, İzmir’e düzenledikleri bir gezi ile sergi öncesi ve sonrası geliştirdikleri tartışmalı diyalog ve entelektüel ilişkileri entelektüel bir alışverişle iddiaya dönüştürdüler. Sergide, bu iddialardan ortaya çıkan işler sergilenecek. 19 Mart saat 18 00'deki sergi açılışında İnsel İnal bir “performans” da gerçekleştirecek. Sergiye sanatçıların işlerini ve deneyimlerini yorumlayan bir de kitapçık eşlik edecek.

Firat Arapoglu


----------------------------------------------
(Sergi Katalog Yazısı)

“Kurban-Midye”
İnsel İnal “Kurban-Midye” adlı performansında rum mezesi olan midye dolma üzerinden çeşitli okumalar yapıyor. İnal’a göre doğulu Kürt vatandaşların üretimine geçen eskinin rum mezesi midye dolması, çeşitli metaforları da içinde barındırıyor. Hatta acı katılarak doğu kültürüyle yorumlanan yiyecek, tamamen bir göç sembolu halinde projenin içine dahil oluyor. İnce porselenler saray geleneğini çağrıştıran duruşuyla midye üzerinden bugünün göç bağlamını performansın merkezine taşıyor.
İzleyiciye ikram edilecek porselen midye dolmanın bulaşıklı kalıntıları, daha sonra sergi boyunca izlenebilir.
Sanatla daha demokratik bir ortam oluşturulabileceğine inanan İnal, özellikle performans projelerini dialoglar üzerinden geliştirerek, seramik ve porselen malzemesini farklı bağlamlarla kullanarak yeni algılar, yeni ifadeler ve yeni farkındalıklar yaratmayı denemektedir.

9 Ocak 2010 Cumartesi


Cennet Mahallesi'nde Tasinabilir Sanat Sergisi




Kendi Şehrini Yarat
Yerleştirme
2009

2008 yılında ‘Hakkımda Ne Biliyorsun?” sergisi için üretilen bu çalı;mada, İnsel İnal daha önce gerçekleştirdiği ‘Kendi Bahçeni Yarat’ performansının devamı niteliğindeki ‘Kendi Şehrini Yarat’ projesinde seyircisine şehrini sorgulatmayı amaçlıyor.


Sanatçı kırılgan 1000 seramik Lego parçasıyla oluşturduğu projesinde yaratılmak istenen şehir silueti esnasında kırılanlara dikkat çekiyor. Kırılmayı, hayatın oyunsu kurgusunda, yok olma bağlamından kopartarak, yeni bir gerçeğe bürünüşünü tekrar ve tekrar işaret eden çalışma, kırılan parçaların dışlanmışlığıyla ilgili eğretilemelerde bulunuyor.

Kırılan seramik parçalarının, esas olup olmadığıyla ilgilenen İnal, farklı sosyal yapılarda yaşayanların birbirleri hakkındaki görüşlerini ve önyargılarını anımsatan bir resim çiziyor.

Göç eden ve şehrin kenarında, merkezden uzak yaşayan kişiyi ötekileştirmeden, hakkında bilinenleri seyirciye sorgulatmayı amaçlatan bu proje, farklı sosyal sınıfları kırılan ile dizilen, aşağıdaki ile yukarıdaki olarak bize gösteriyor.


Dizilenlerin monoton yapısını, çelişkileriyle ve düzensizlikleriyle bozanların öteki olduklarına işaret eden bu proje, yukarıdakilerin dizilen, aşağıdakilerin ise kırılarak ayaklar altında ezilen olduğunu göstererek belkide dizene, yanlışlıkla kırmaktan ve kırılanlara basmaktan dolayı kendini suçlu hissettiriyor.

"Hakkımda Ne Biliyorsun?" sergi işleri hakkında bilgi almak için lütfen burayı tıklayın. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder